İnternational Reiki Master/Koç Eğitmeni/Yaşam Koçu&Nefes Koçu/Psikoloji & NLP/Aile Danışmanı/EFT/Hipnoz Teknikleri/Spiritüel Danışman
29 Nisan 2018 Pazar
Berat kandilinde bolluk ve bereket dualarını çok okuyalım kabul olur...
Herkesin Berat kandilini kutlarım. Bu gece günahlarımızdan bol tövbe edelim inşallah.. Bolluk ve bereket duaları çokça kabul edilen kadir gecesi kadar güzel bir gecedir. Bol Kuran okuyup ibadet edelim. Allahın Selamı üzerimize olsun. Sevgilerimle..
27 Nisan 2018 Cuma
Gezegenlerin Etkisindeyiz..
Evren insanı içinde taşır,insansa evreni içinde taşır.İnsan fiziksel olarak evrenin bir yansımasıdır.İçinde bulunduğumuz büyük sistemin yansımasını insanın vücüdunda görmek mümkündür.Örneğin ellerimizin her bir parmağı bir gezegeni temsil eder.Başparmak kendimizi yani yükselen burcumuzu gösterir.İşaret parmağı Jüpiterin parmağıdır,orta parmağımız Satürnün kontrolündedir ,yüzük parmağımız Güneşin kontrolündedir,küçük parmağımız ise Merkürün kontrolü altındadır.Parmaklarımızın büyüklüklerine,genişliklerine, şekillerine,üzerlerinde olan izlerine göre haritamızda herhangi bir gezegenin iyi mi yada kötü mü yerleşmiş olduklarını bulabiliriz.Ayrıca yüzümüz gezegenlerin yansıma noktalarından biridir.Eski zamanlardan beri bizde ve diğer kültürlerde ilm-i sima olarak tabir edilen bir ilim vardır,yani yüz okuma ilmi..Bu ilim de alnımızda 7 gezegene (Sırasıyla:Ay-Merkür-Venüs-Güneş-Mars-Jüpiter-Satürn) tekabül eden 7 adet çizginin olduğu kabul edilir ve bu çizgilerin şekillerine,uzunluklarına,kısalıklarına göre insanın yüzünden kişinin hayatına dair çeşitli kehanetler yapılır ve bu kehanetler çok isabetli kehanetlerdir.Yani kişinin kaderi 'alnında' yazılıdır.Aynı şekilde yüzde ki çeşitli öğeler çeşitli gezegenlere tabidir,örneğin burnumuz Mars yönetimindedir,ağzımız Merkür yönetimindedir,çenemiz Satürn yönetimindedir.Örneğin çenesi sivri ve çıkıntılı olanlar Satürn etkisini baskın şekilde hissettikleri için çok hırslı olurlar.Vücudumuz tamamen gökyüzüne odaklıdır,vücudumuz 12 burcun yönetimi altındadır.Baş kısmımız Koç burcunun yöneticiliği altındadır,boğazımız Boğa burcunun kontrolündedir,omuzlarımız İkizler burcunun yönetimindedir, Göğüs bölgemiz,akciğerlerimiz Yengeç burcunun yönetimindedir, Kalbimiz ve midenin üst kısmı Aslan burcunun yönetimindedir, Bağırsaklarımız Başak burcunun yönetimindedir.Böbreklerimiz Terazi burcunun yönetimindedir,Cinsel organlar Akrep burcunun yönetimindedir,Dolaşım sistemi ve kalça bölgesi Yay'ın yönetimindedir,Dizlerimiz Oğlak burcunun yönetimindedir, Basenler ve bilekler Kova burcunun yönetimindedir,Ayaklarımız ise Balık burcunun yönetimindedir.Bu bilgiler ışığında insanın vücudunda neler olup bittiği kolayca görülebilir,örneğin doğum haritasında Başak burcunda zararlı konumları olan biri 'bağırsakları' ile ilgili sağlık problemleri yaşar.İnsan tam olarak gökyüzünün yeryüzünde ki yansımasıdır.İnsan ve gökyüzünü(Evreni) birbirinden ayrı düşünmek imkansızdır. Alıntı.
30 Mart 2018 Cuma
ASTROLOJİ-31Mart 2018 Dolunayının bizlere etkisi..
31 Martta Terazinin 10 derecesinde dolunay gerçekleşecek. Güneş dolunayda haliyle dolunayın gerçekleştiği Terazinin zıt burcu Koçta 10 derece olacak.
Dolunaylar bize daha önce başladığımız bir hedef veya konuyu ya sonuçlandırma, tamamlama ya da gelinen noktada neredeyiz, sonuca gitmek için neler yapmalıyızın hesabını yaptırır.
Dolunay anı haritasının Yükseleni Aslan burcu. Aslanın yöneticisi Güneş Koçta ve dolunayın zıt burcunda olunca Güneşin hayli önemli aktör olduğunu görüyoruz burada.
Koç Güneş zaten başlamak, öncülüğünü yapmak, kendi yolunda gitmek, bir konuda atılmak veya savaşmak enerjisini temsil eder.
Dolunay haritasında, Koçta bulunan Güneş, Merkür, Terazi Dolunay ve Oğlakta bulunan Mars ve Satürn arasında büyük bir T-kare oluşturmakta. Bu çıkılmakta zorlanılan bir gerilim, zorlayıcı bir mücadele de belli bir noktada takılmaya işaret etmekte. Yani, hedef veya konu neyse tıkanmış demektir bu durumda. İşin içinden çıkılması zor bir durum özetle.
Yükselen Aslan 26 derecede, bu derecede “moral bozukluğu”na işaret eden bir sabit yıldız var. Aslan güçlü olmak, pozitif güven ve başarma arzusu, rütbe, statü, gücü elinde tutmak vs ile ilgili olsa da, karşı taraf veya başkalarının talepleri ve gücü hayli zorlayıcı. İki güçlü tarafın karşı karşıya gelmesi durumu var burada.
Bu tıkanan noktadan çıkmanın yolu var mı? Var görünüyor.
Dolunayın bulunduğu Terazinin yöneticisi Venüs’e bakınca, Venüs dolunay günü, güçlü olduğu ve yönettiği bir başka burç Boğa’ya geçiyor! Venüs burada kilit nokta!
Parayı veren düdüğü çalar!
Açıkçası, bu çatışma para konusu halledilince tıkanıklıktan çıkar anlamına gelmekte.
Tabii başka unsurlar da var burada.
Çatışma yaşadığınız konuda, tıkanıklıktan çıkmak, sağlıklı yol bulmak için, parasal şartlarınızı, kendi değerlerinizi ve kendinize güveni ortaya koymak durumundasınız. Bu da sizi çatışmayı zorlamak yerine, bodoslama dalmak yerine, daha akılcı kararlara sevk eder.
Belki de, yaşadığınız para krizidir, bu çatışma size yeni para kaynaklarını bulmak konusunda ışık tutacaktır!
Venüs istikrarlı parasal kazanç kaynağına işaret ediyor. Bunun yolunu bulup sıkıntıyı aşmak çözüm yolu görünüyor.
Ve ayrıca, Venüs paraya işaret ederken, arka planda, kendine içsel güvenin tam olursa, başarırsın, mesajı veriyor.
Dolunayda dikkat etmemiz gereken şeyler neler?
Mars-Satürn kavuşumu sakarlık, kaza, sağlık problemlerine ve ayrıca yasal konularla ilgili sıkıntıya işaret edebilir.
Yasal konuda ihmal ettiğiniz konu önünüze gelebilir, ihmalin faturası olur. Ancak Venüsün akabinde Mars ve Satürnle güzel açısı, maddi konuda yasal problemin halledilebileceğini göstermekte.
Dolunayda en önemi konu; sağlık!
Uğraştığınız, çabaladığınız şeyin bedeli sağlık olmasın!
Yani, çok istediğiniz bir şeyin neye mal olacağını hesap etmeniz gerekir. Sağlığınızı yıptarak elde etmek doğru olmaz. O zaman ya istediğiniz şeyde bir sorun vardır ya da o şeyi elde etme mücadele şeklinde bir sorun vardır.. Bunları sorgulayıp, olması gereken sağlıklı yolu seçmektir.
Özetlersem;
Bu dolunayda, Güneş Koçta, yüceldiği burçta, Mars keza Oğlakta, yüceldiği burçta, Venüs kendi burcunda güçlü, Satürn kendi burcunda güçlü olduğu konumda. Sakinlik, uzak vadede akıllı plan, soğuk kanlılık, planlı ve kararlı bir şekilde hedefe odaklılık, bütün bunları bir araya getirdiğimizde, zoru başarmak durumu ortaya çıkabilir görünüyor… Zorlu bir mücadeleden çıkmak.. Ve çatışmaya rağmen hedefe ulaşmak mümkün. Bunun maddi-manevi ödülü veya bedeli neyse o da akabinde gelecektir.
Dolunayda işten çıkma veya ilişkilerin kopma riski oluşabilir, çatışma büyütülürse.
Dolunay, en çok burcun ilk 10 gününde doğan Öncü burçları etkiler yani Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak, ayrıca Aslan ve Kovaları da etkileyecektir. Burcu, Yükseleni veya Ay burcu bu burçlarda olan daha bilinçli ve esnek olmalı ve yapması gerekeni yapmak konusunda sorumluluk almalı. Sorumluluğu başkasından beklemeden veya suçu başkasından bulmadan…
Bu dolunayda attığınız adımlar, akabinde ilerleyen zamanda yepyeni bir sayfa açabilir hayatınızda!..Alıntı. Sevgilerimle..
2 Mart 2018 Cuma
Ağaç Dikmek Sevaptır Sadakadır..
Agaç dikmenin faydalari
Aİlahü'-Teâlâ'nın biz kullanna ihsan ettiği nimetler, sayılmayacak kadar çoktur. Bunlardan biri de ağaçtır.
Ağaç, gölgesiyle sefa, meyvesiyle gıda, odunuyla hararet, ürünüy¬le ticaret vasıtasıdır. O, her şeyi ile büyük bir nimettir.
Evimizin çatısından kapısına kadar ağaca ihtiyaç vardır. Hayata göz açan çocuğun beşiği ve -hayâta veda eden ölünün tabutu hep ağaç istemektedir. Ağacın faydaları çok cepheli ve pek yaygındır.
Ağaç; yağmurların zamanında ve düzenli olarak yağmasına vesi¬ledir. Ağacı olmayan yerler, ya hiç yağmur almayarak bozkır haline gelir; yahut düzensiz yağış sebebiyle felâketlere sahne olur.
Ağaç, Kerim olan, Rahmanımızın kullan için açtığı bir rızık sof-rasıdır. Allah Teâlâ ağaçlarda biz kullarına çeşitli nimetler ihsan et¬mektedir, insanlar bu nimetlerden faydalanarak hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar.
Yeşil dallı ağaçlara ibretle baktığımız zaman, bir çekirdekten ko¬ca bir ağacın nasıl meydana geldiğim düşünür, Aîlahü Teâlâ'mn kud¬retini müşahede ile bize olan ihsanının büyüklüğünü anlarız.
Ağaçsız dağların topraklan, yağmurların akıntısına kapılarak de¬relere iner; tepeler çıplak kalır. Sel suları, araziyi bataklık ve sazlık haline getirir. Sivrisinek ve benzeri zararlı hayvanların türemesine ve üremesine sebep olur. Sıtma ve benzeri hastalıklar çoğalır, halkın' sağlığı tehlikeye düşer.
Ağaç; esen rüzgârın hızını keser, yolların tozunu süzer ve terte¬miz bir havayı bize gönderir. Ayrıca toprağın değerli kısımlarının fır¬tınalarla tozuyup azalmasını önler.
Ağaç, sadece bir odun ve kereste olarak düşünülmemelidir. O sıh¬hat kaynağı, ticaret ve kazanç maddesidir.
Aziz mü'minler!
Cenab-ı Hak okumuş olduğum âyet-i kerimede buyuruyor ki:
«Ki onda (türlü) meyve (ler),. tomurcuktu hurma ağaç (lar) samanlı tane (ler), hoş kokulu nebat (lar) vardır» (1).
Ağaç, kökleriyle bir tulumba gibi suları çekerek bataklığı kuru¬tur, araziyi işlenebilecek hâle getirir ve toprağın verimini artırır. Ağaçsız ülkenin sıcağı- fazla, soğuğu çok sert olur. Ağaçlık yerlere bol yağmur düşer. Yağmur, cayırı geliştirir. Çayır ve çimen bol olunca hayvancılık ve buna bağlı ziraat kollan gelişir.
Ashâbtan Ebü'd-Derdâ (r.a.) Şam'da bulunuyordu. T3ir gün, ağaç diktiği sırada yanına bir kişi geldi ve:
«Sen Resûlullah'ın ashabından olduğun halde (böyle) işlerle mi uğraşıyorsun?» dedi. O:
«Acele etme, (işimi bitirip seninle konuşacağım). Ben Resûlullahı şöyle söylerken işittim»:
«Kim bir fidan dikerse on (un meyvesin) den gerek insan gferek-se Allah'ın yarattığı herhangi bir mahlûk yedikçe onu diken kimse için bir sadaka (ecri yazılmış) olur» (2).
Hazret-i Peygamberin bu hadîs-i şerifi, Allah'ın emirlerine sada¬katin ve taşanlara,- hayvanlara faydalı olmanın bir çeşit sadaka ol¬duğunu açıkça göstermektedir.
«Kim bir ağaç dikerse Allah Teâlâ o ağaçtan çıkacak meyve mik-darmca o kimseye ecir (vei sevap) yazar». (3), hadîs-i şerifi bu hu¬susu daha açık olarak ifade etmektedir
Ağaç dikmekte vâd olunan ecir ve uhrevî mükâfat ne kadar bü¬yük ise, ağaç kesmekteki tehdid-i Nebevi o nisbette korkunç ve deh-şet vericidir. Şu hadis-i şerife dikkat buyurunuz:
«(Halkın faydalandığı) bir ağacı keseni, Allah başı aşağı cehen¬
neme atar» (4).
Ağaç dikmenin ehemmiyeti çok ilerdedir. İnsan, ne kadar meşgul olsa ve yaşı geçmiş bulunsa bu vazifeyi ihmal etmemelidir. Resûlul-iah Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
«Eğer birinizin elinde (dikeceği) bir hurma fidanı bulunurken kı¬yamet alâmetleri ayağa kalkarsa onu dikecek kadar ayakta durma¬ğa ancak gücü yetse bile o fidanı diksin» (5).
Yaşlı bir adam, ağaç dikmekle meşgul bulunduğu sırada oradan padişah geçiyordu. Bu, iki büklüm olmuş ihtiyarın ağaç dikmesinden memnun kaldığı için kendisiyle konuşmak ihtiyacını duydu ve dedi ki:
«Ey ihtiyar, ağaç dikiyorsun amma meyvesini göreceğini zannet¬miyorum». ihtiyar cevap verdi:
«Biz, dikilmiş bulduk ve yedik; bizden sonrakiler de bizim dikti¬ğimizden yesinler». Bu söz padişahın hoşuna gitti ve bir kese altın verilmesini söylemiş, ihtiyar adam:
«Başkalarının ağaçlan, bir mevsimde bir defa meyve verir, benim ağaç iki defa meyve verdi» demiş. Padişah vezirine bir kese daha al¬tın verilmesini emretmiş, vezir altını ihtiyara verirken padişaha:
"«Bu, gün görmüş ihtiyarın sözlerine hazineler yetişmez» diyerek hükümdarı oradan uzaklaştırmış.
Bir kimse, dikmiş olduğu ağacı sabır ve dikkatle büyütmeli ve meyve verecek hale gelinceye kadar üzerine düşeni yapmalıdır.
Cenab-ı Hak, şu âyet-i kerimelerde ağacın yağmuruna olan: ihtiya¬cını ve yağmurun nebatın yetişmesine nasıl vesile olduğunu bakınız ne beliğ bir üslûp ile açıklamaktadır:
«Hakikat biz o suyu (yağmuru) bol bol döktük. Sonra tonrağî iyi¬den iyi yardık. Bu suretle ondan daneler bitirdik. Üzünı (ler) , yonca (lar), zeytin (ler), hurmalık (lar), ssk ve bol ağaçlı (diğer) bahçeler, meyve (ler) nıer'alar bitirdik. (Bütün bunlan biz) hem sizi hem de davarlarınızı fâidelendirmek için (yaptık)» (6).
(4) Beyhâkl.
(5) Buhârl.
(6) Sûre-i Abese. 25-32.
Yüce mevlâmızın cennetten bahseden âyetleri de hep ağaçlar, -meyveler ve yeşillikleri tasvir etmektedir. Şu halde ağaç iki ciha-•.ı zineti ve saadetidir!.. Alıntı..
5 Ocak 2018 Cuma
Felaketleri Önlemek İçin..
اللّهُ اَكْبَرُ اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber.
اللّهُ اَكْبَرُ اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber.
اَشْهَدُ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ Eşhedü en lâ ilâhe illâllah
اَشْهَدُ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ Eşhedü en lâ ilâhe illâllah
اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدَاً رَسُولُ اللّه Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدَاً رَسُولُ اللّه Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah
حَىَّ عَلَى الصَّلاةِ Hayye ale`s-Salâh حَىَّ عَلَى الصَّلاةِ Hayye ale`s-Salâh
حَىَّ عَلَى الْفَلاحِ Hayye ale`l-Felâh حَىَّ عَلَى الْفَلاحِ Hayye ale`l-Felah
اَللّهُ اَكْبَرُ اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ Lâ ilâhe illâllah.
4 Ocak 2018 Perşembe
40 GÜNLÜK RIZK’I EKSİLTİP, YOKSULLUĞA SEBEP OLAN NEDENLER..
1-Günah işlemek : Yani büyük günahlar 76 tane büyük günah vardır bunlara insan irtikap edince insanın 40 günlük rızkı eksilir.
2- Yalan söyleme: Aslında yalan söylemekte bu 76 tane büyük günahın içine girer fakat insanlar Yalan söylemeyi artık sıradan bir şey saydığı için bunu özel olarak belirtme ihtiyacı duyulmuştur.
3- Çok uyumak: Özellikle sabah namazı vakti ve güneş doğarken uyumak. Çünkü melekler rızkı bu vakitte dağıtırlar eğer kişi uyanık ise rızkı ayağına gelir eğer uyuyor ise rızkı yeryüzüne saçılır arada bul denir.!!!
4- Çıplak yatmak: insanların bizi çıplak bir vaziyette görmesinden utanırız peki Allahu teâla ve melekleri insanlardan daha fazla utanılmaya layık değilmidir. Hiç düşündünüz mü sağ ve solumuzda olan kiramen katibin melekleri her an bizimle ve bizleri gözetliyor Birinin bizleri gözetlediğini ve yaptığımız her şeyi kaydettiğini düşünmemiz gerekmez mi?
5- Ayakta işemek: Erkekler için ; Ayakta işemek hem prostat gibi hastalıklara neden verir hem Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellemin hadisi şerifinde Ayakta idrar yapmanın dindeki hükmünü Hz Cabir’ den (r a): gelen bir rivayette ayakta idrar yapmayı yasakladı ” (Sünen-i Tirmizi C:1 Sh 19/20 )Erkeklerin bu kurala fazla uymadığını düşünüyorum!!! DİKKAT DİYELİM.
6- Çıplak olarak işemek: Buda yine 40 günlük rızkın eksilmesinin sebeplerindendir çünkü işenilen yerler yani tuvaletler şeytanların ve cinlerin cirit attığı yerlerdir insanları bu vaziyette gördükleri zaman hemen musallat olurlar.
7- Cünüp iken yemek yemek: cünüpken yemek yemek aynı zamanda mekruhtur insanın temizlikten uzak olduğu için, çünkü temizlik imandandır.
8- Yaslanarak yemek yemek: Çünkü yaslanarak yemek yemek hakkında
İbnü’I-Kayyım el-Cevzî
Zâdü’l-Meâd isimli eserinde “ittikâ” yani yaslanma kelimesinin:
1)Bağdaş kurarak oturmak,
2) Bir şeye dayanarak oturmak,
3) Sağa veya sola dayanarak oturmak manalarına geldiğini; bu oturuşlardan üçüncüsü mideye zararlı olduğu için, diğer ikisi de zalimlerin oturuşu olduğu için bu oturuşların üçünün de yasaklanmış olduğunu söylemiştir.
2) Bir şeye dayanarak oturmak,
3) Sağa veya sola dayanarak oturmak manalarına geldiğini; bu oturuşlardan üçüncüsü mideye zararlı olduğu için, diğer ikisi de zalimlerin oturuşu olduğu için bu oturuşların üçünün de yasaklanmış olduğunu söylemiştir.
9- Ekmek kırıntılarını önemsemeyerek çöpe atma: sofrada dökülen ekmek kırıntıları itina ile toplanıp balkona veya pencere kenarına konarak kuşların yemesi sağlanılabilinir veya yolda caddede ekmek yemek. Yere illaki ekmek kırıntıları dökülür arkandan gelen insanlarda onlara basarlar ve her bir düşen ekmek kırıntısı için 40 kırk günlük rızkın eksilir.
10- Soğan ve sarımsak kabuklarını ateşte yakmak: Çünkü soğan ve sarımsak kabukları cinlerin paralarıdır yani onlar için bir nimettir dolayısıyla nimet hor görülmüş olur.
11-Anne ve babayı ismiyle çağırmak:Çünkü Yahudi ve hiristiyanlar anne ve babalarına ismiyle hitap ederler Mehmet bey Ayşe hanım gibi veya bay john, madam kate gibi kafirleri taklit olduğundan dolayıda Müslümanlara yasaklanmıştır ve rızkın eksilme sebeplerinden biri olmuştur.
12- Süpürge, kiprit, herhangi bir ağaç parçası çöpüyle dişleri karıştırmak: Fakat dişler için özel imal edilmiş kürdan, misvakla karıştırmak bunun içine dahil değildir hatta Misvakla dişi misvaklamak sünneti seniyedir.
13- Alimlerin önünden yürümek: Tabiiki bu sadece İslam alimlerini kapsar çünkü alimler peygamberlerin varisleridir {Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223)}
14- Ellerini çamur ile yıkamak:Çünkü insanı çamurdan yaratılmıştır, hayvanlar çamurdan yaratılmıştır yediğimiz ekmeğimiz aşımız topraktan çıkar yani topraktan yaratılmıştır işlenip evin eşyalarını yaptığımız kapı pencere demir petrol her şey topraktan çıkar yani topraktan yaratılmıştır dolayısıyla toprağa saygısızlık olduğu için rızkı eksilten sebeplerden olmuştur.
15- Kapıların eşiğinde oturmak: Kapıların eşikleri cinlerin mekan tuttuğu yerlerdir onun için bir kapıdan içeri girerken yani bir eşiğin üzerinden geçerken besmele çekilir.
16- Kapının iki yanından bir tarafa yaslanmak: Geçiş yeri olduğundan dolayı.
17- İşediği yerde yani tuvalette abdest almak: Bu aynı zamanda mekruhturda.
18- Elbisesini üzerinde dikmek: Açıklamasında tembelliğin alameti olduğu için denmiştir.
19- Tencere ve tabaklara yıkamadan bulaşık olduğu halde yemek koymak veya pişirmek: Bulaşık kaplar mikroptan arı olmaz.
20- Yüzünü elbisesine silerek kurulamak: Terini veya abdestden sonra, çünkü buda pasaklılığın alametlerindendir.
21- Aç iken soğan yemek: mideye zararlıdır, zararlı olan şeyler hastalığa sebep olur hastalıklarda doktora gitmeye neden olur doktora gitmekte cepten paranın çıkmasına neden olur para çıkıncada boştan yere, alacağın iki ekmek parasından birini doktora vermek zorunda kalmış olursun buda rızkının eksilmesi demektir.
22- Evinde örümcek ağı bırakmak: Yine buda pisliğin alametlerindendir, Örümcek ağından kurtulmanın çaresi deve kuşu yumurtasıdır çünkü deve kuşu yumurtasının bulunduğu bölgeyi örümcek terk eder defalarca yapılıp denenmiştir.
23- Sabah namazını mescidde, camide kılınca camiden ilk olarak çıkmak :Günün ilk ibadetinden biran evvel kurtulmaya çalışma iması olduğundan dolayı.
24- Namazlara karşı gevşek davranmak: Son vaktinde kılmak, namazı son vaktinde kılmak geçme tehlikesi ile karşı karşıya gelmek demektir namazın vaktini geçirmek ise zaten büyük günahtır.
25- Pazara erken girip geç çıkmak: Çünkü pazarlar şeytanların cirit attığı mekanlardır tabii pazarcılar yani Pazar satıcıları hariç.
26- Dilenen fakirden ekmek satın almak: Yani dilendiği parayla ekmek alıp satan kimseden ekmek satın almak ama normal bir yoksuldan alışveriş yapmak ona bir destek olduğu için tasvip edilir.
27- Ana ve babaya beddua etmek: Ana ve babaya kötü duada bulunmak.
28- Kapkacağı açık bırakmak: Çünkü yılın bilinmeyen herhangi bir gününde dünyaya veba hastalığı yağar üstü açık olan yemeklere isabet eder onları yiyince de insanlara geçer.
29- Işığı besmelesiz kapatmak: Besmelesiz kapanan ışığın ceyranından cinler harcarlar.
30- Ateşi üflemek: Mum söndürürken mangal yaparken veya herhangibir ateşi üflemek rızkı eksilten sebeblerdendir. Sıcak yemeği de üflemek mekruhtur bunun bağlantısı da ateşi üflemekten gelir.
31- Kırık tabak, bardak, tarakları kullanmak: Bunların kırık yerlerine mikroplar yerleşir ve oradan da yemeğe dağılır oda insanların hasta olmasına neden olur peygamberimiz sallallahualeyhi vesellem tarafından nehyedilmiştir. (Buhari- Müslim)
32- Pantolonunu ayakta giymek: Açıklamasında acelecilik olduğu için denilmektedir acelecilikte şeytan işidir.
33- Yemek yerken veya herhangi bir iş yaparken besmele çekmeden yemek veya yapmak.
34- Cimrilik ve pintilikte bulunmak: cimrilik insanı sadaka ve zekat vermesinden alıkoyar bunlar verilmeyince de insanın başı beladan halas bulmaz, kurtulmaz.
Bütün bunlar insanın 40 günlük rızkının eksilmesine sebeptir yani her biri işlendiği zaman veya işlendikçe insanın 40 günlük rızkı eksilir dolayısıyla insan yoksullaşır, fakirleşir yoksulluk içinde sefalet çeken insanlara bir bakın bu sayılanlardan mutlaka birini veya birkaçını yada hepsini sürekli yapan insanlardır. Uygulanması çokta zor şeyler değil aslında demek ki bazı şeylere biraz daha dikkat etmemiz gerekiyormuş. Allahuteâla muhafaza etsin Âmîn.. Alıntı.
1 Ocak 2018 Pazartesi
Dua ederken mukaddesatı vesile yapmak ve “onların hürmetine” diye dua etmek caiz midir?
Dua ederken mukaddesatı vesile yapmak ve “onların hürmetine” diye dua etmek caiz midir? Bazen, "Allah'ım; ezanların yüzu suyu hürmetine, Efendimizin yüzü suyu hürmetine, Kur'an'ın, İslam'ın yüzü suyu hürmetine,.." diyerek dua etmek caizmidir.?
Cevap
Değerli kardeşimiz,
Duada büyükleri vesile yapmak caizdir. Özellikle peygamberleri ve Peygamberimizi (asm) vesilesi yapmak, duanın kabulüne vesiledir. Nitekim ayette,
“Allah ve melekleri, Peygambere çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(1)
buyurularak, bu hususa işaret edilmektedir.
Ayrıca, Hz. Enes (r.a)’tan gelen bir hadiste de Efendimize (asm) getirilen salavatın önemine dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır:
“Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir.”(2)
Bu sebeple duada peygamberler ve fazilet sahibi büyük kişiler, dinen mukaddes sayılanları, sahabeler ve velileri vesile yapılarak, Allah’tan bunların hatırına bir şey istenebilir.
Yalnız günümüzde yapıldığı gibi, türbelerin başına varıp, mum yakmak, tel, çaput, ip bağlamak caiz değildir.
Hz. Ömer’in (r.a) kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas (r.a)’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak;
“Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver.”
diye dua ettiği nakledilmektedir.
Büyüklerimiz de öteden beri,
“Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...”
diye dua etmişlerdir.
Selam ve dua ile...Alıntı: Sorularla İslamiyet.
31 Aralık 2017 Pazar
Zor durumda kaldığında okunur...
Zorda mı kaldın? “İşlerin yolunda gitmiyor mu?
Zor durumda kaldığında,maddi ve manevi kapıların kapandığında Rabbine bu Âyet-i Kerimle dua et.
İnşallah seni en kısa zamanda kurtaracakdır.
Abese süresi 20 nci Âyet-i Kerime
Abdestli veya abdestsiz hergün okumayı vird edinenin işleri yoluna girer tecrübe edilmiş zikirlerdir.Günde hiç olmazsa 7 kere okunmalıdır.BİRDE ANLIK OKUMALARI vardır anlık etkiler için.Bu sabır işidir”
Zor durumda kaldığında,maddi ve manevi kapıların kapandığında Rabbine bu Âyet-i Kerimle dua et.
İnşallah seni en kısa zamanda kurtaracakdır.
Abese süresi 20 nci Âyet-i Kerime
Abdestli veya abdestsiz hergün okumayı vird edinenin işleri yoluna girer tecrübe edilmiş zikirlerdir.Günde hiç olmazsa 7 kere okunmalıdır.BİRDE ANLIK OKUMALARI vardır anlık etkiler için.Bu sabır işidir”
“Summes sebîla yesserahu.”
ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
Manası: Sonra ona, doğumunu, seçeceği yolu, mutluluğu, hidayeti, çevresinden yararlanmayı kolaylaştırdı.. Alıntı.
ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
Manası: Sonra ona, doğumunu, seçeceği yolu, mutluluğu, hidayeti, çevresinden yararlanmayı kolaylaştırdı.. Alıntı.
4 Aralık 2017 Pazartesi
528Hz Frekansının iyileştirici gücü. DNA onarıcı müzik.
Meksika Körfezinde ses dalgalarıyla yapılan bir çalışma ile körfezin pis suyu büyük ölçüde ve hatta 1 günde temizlenerek tekrar yunusların geldiği ve balıkların çoğaldığı görülmüştür.
Sevgi frekansı olarak adlandırılan 528 Hz titreşimleri, varolan herşeyin kalbine dokunabiliyor. Tüm varlıkların kendine has titreşimleri var, hatta içimizdeki organların da ayrı ayrı titreşimleri olduğu hesaplanmış durumda. Qigong’un ileri seviye ses tonlaması …çalışmalarında bu organlara “chanting” dediğimiz ses dalgalarıyla titreşim gönderiyoruz ve bu organlardaki hücrelerin titreşerek iyileşmesini sağlıyoruz. Ses tonlamasına destek olarak dinlediğiniz müziklerin de uygun frekansta olması şifaya destek olabiliyor.
Nedir bu titreşimler?
337 Hz: Kan dolaşımını düzene sokar
537 Hz: Endokrin sistemini düzene sokar (büyüme, gelişme, cinsellik, metabolisma ilşe alakalı hormonal denge)
625 Hz: Böbrek fonksiyonları
635 Hz. Hipofiz bezi (pituary)
654 Hz: Pankreas
662 Hz: Epifiz bezi (pineal)
696 Hz: Kalp
751 Hz: Karaciğer
763 Hz: Tiroid
764 Hz: Sinir sistemi
835 Hz: Bağışıklık sistemi
1335 Hz: Adrenalin, stresle mücadele
1565 Hz: Ruhsal şifa
—————
528 Hz frekansı tüm evreni şifalandıracak kapasitede mucizevi titeşimlere sahiptir. DNA onarıcı gücü vardır. 396 Hz korkulardan arınmamıza, 741 Hz farkındalığın artmasına ve uyanışa geçmemize, 582 Hz ruhumuzla bağlantıya geçmeye yarar.
—————–
DNA’yı Onaran İyileştirici Frekans– 528 hz
Sevgi frekansı olarak adlandırılan 528 Hz titreşimleri, varolan herşeyin kalbine dokunabiliyor. Tüm varlıkların kendine has titreşimleri var, hatta içimizdeki organların da ayrı ayrı titreşimleri olduğu hesaplanmış durumda. Qigong’un ileri seviye ses tonlaması …çalışmalarında bu organlara “chanting” dediğimiz ses dalgalarıyla titreşim gönderiyoruz ve bu organlardaki hücrelerin titreşerek iyileşmesini sağlıyoruz. Ses tonlamasına destek olarak dinlediğiniz müziklerin de uygun frekansta olması şifaya destek olabiliyor.
Nedir bu titreşimler?
337 Hz: Kan dolaşımını düzene sokar
537 Hz: Endokrin sistemini düzene sokar (büyüme, gelişme, cinsellik, metabolisma ilşe alakalı hormonal denge)
625 Hz: Böbrek fonksiyonları
635 Hz. Hipofiz bezi (pituary)
654 Hz: Pankreas
662 Hz: Epifiz bezi (pineal)
696 Hz: Kalp
751 Hz: Karaciğer
763 Hz: Tiroid
764 Hz: Sinir sistemi
835 Hz: Bağışıklık sistemi
1335 Hz: Adrenalin, stresle mücadele
1565 Hz: Ruhsal şifa
—————
528 Hz frekansı tüm evreni şifalandıracak kapasitede mucizevi titeşimlere sahiptir. DNA onarıcı gücü vardır. 396 Hz korkulardan arınmamıza, 741 Hz farkındalığın artmasına ve uyanışa geçmemize, 582 Hz ruhumuzla bağlantıya geçmeye yarar.
—————–
DNA’yı Onaran İyileştirici Frekans– 528 hz
Harvard mezunu ödüllü doktor Dr. Horowitz’e göre sevginin özel renk ve sesleri mevcut. Eğer bu doğru frekansta yayın yapılırsa, kalplerin açık olmasına, barışın sağlanmasına ve şifanın hızlandırılmasına yardımcı olabilir. Sevgi frekansının 528 Hz olduğu ve bunun da 6 yaratıcı frekans arasında yer aldığı ispatlanmış durumda. Bu 528-frekansı notada Mi notasına denk gelir ve Latincede “Mi-ra-gesterum” sözünden çıkar, anlamı ise “mucize”dir. Mi-528 tepe çakrayı temsil eder. Genetik mühendisleri DNA onarımını bu frekansı kullanarak yaparlar.
Normalde notalarda kullandığımız Si, genel kullanımda 523.3 Hz iken, DNA onarımı esnasında bunu 528 Hz’e çıkararak kullanırlar. Bu antik zamanlardan kalma Solfej Skalasıdır.
Modern bilimde vücuttaki elektromanyetik alanlar (Aura) bir takım biyolojik süreçler esnasında gözlenir, hücrelerin bölünüp yenilenmesi gibi… Antik çağlarda, Gregoryanlarda, Himalaya, Moğol yada Tibet yerlilerinde şifa amaçlı kullanılan müzik aletlerinin de aynı frekansı çıkardığı tespit edilmiştir. Yine ağızdan çıkarılan ses tonlamalarının da aynı frekansa denk gelmesi şaşırtıcı olmamalı. Bu, vücuttaki resonansı artırıp titreşimlerin belli bir seviyenin üzerine çıkmamasına yardımcı olur. Bu sayede sadece şifa bulamkla kalmaz, doğa üstü sayılabilecek bir takım gizli kalmış yetilere de kavuşmuş oluruz.Alıntı. Son zamanlarda sevginin titreşimini temsil ettiği söylenen 528 Hz frekansında müzik dinlemek moda oldu. Sadece bununla bitmiyor. 174 Hz ile Topraklama, 396 Hz ile Bırakma, 639 Hz ile Bir Olma, 741 Hz ile Sezgilerin Güçlenmesi, 852 Hz ile koşulsuz Sevgi gibi başka frekanslar da var.
Peki, 528 Hz içimize huzur verip, bizi iyileştirme gücüne, diğer frekanslar da kendi çaplarında pek çok etkiye sahipken, neden şu anda dinlediğimiz tüm müzikler 440 Hz frekansına ayarlı? Buna kim ne zaman karar vermiş ve müzik nasıl olmuş da tekelleşmiş? Dinlediğimiz müziklerin altında hiçbir zaman komplo teorisi arama ihtiyacı duymayan bizler, “müzik ruhun gıdasıdır” diyerek ne kadar zamandır zehirleniyoruz dersiniz?
Haydaaa… Yediklerimiz, içtiklerimiz, aşılar maşılar derken bir müzik eksikti değil mi?
Günümüz psikopatolojisi, siyasi yozlaşma, genetik bozulma ve kültürel yozlaşmayla geleneksel değerlerin kayboluşunun ve hastalıkların artmasının altında yatan müzikal gerçeği öğrenmeye hazır olun o halde.
Her şey “Standard Tuning” dediğimiz müziğin A=440 Hz’e sabitlenmesi ile başladı. Bunu yapan ise müziği askeri anlamda ticarileştiren Rockefeller Grubu. Müzik endüstrisinin bu standart frekans ile tekelleşmesi, kitleleri sürü psikolojisi altında tutmanın, insanları asabiyete, kedere sürüklemenin, psikososyal kışkırtmalara açık hale getirmenin zeminini hazırlamış ve bunlar sonucunda artan hastalık oranları ve mali krizler sayesinde de Gruba üye ticari şirketlerin kâr elde etmesinin etkili yollarından biri olmuştur.
Alternatif müzik frekansı olan A=444 Hz (C=528 Hz) ise bastırıldı. Bastırılan bu frekans, yani “iyi titreşimler” ise her türlü hastalığı ve stresi iyileştirebilecek güçtedir. Ama ne yazık ki önce sansürlenmiş, daha sonra ise standartlar değiştirilerek unutturulmaya çalışılmıştır.
Titreşimler tüm hayatımızı etkiler. Özellikle de hücrelerimiz iyileşmek ve yenilenmek için düzenli titreşim halinde olmak durumundadır. Titreşimlerin gücüyle “karanlık” ya da “aydınlık” tarafa geçmek mümkündür. Suya güzel şeyler söyleyince moleküllerinin güzelleştiğini hepimiz biliyoruz. Bedenlerimizin %80’ine yakını sudan ibarettir ve su, süper-iletken sıvı kristal bir yapıya sahiptir.
Günümüzde modern müziği kafa şişirici ve saldırgan bulan pek çok kişi var. Pek çoğumuz duygusal olarak bu tarz müziklerden olumsuz etkileniyoruz. Standart Anglo-Amerikan müzik aletleri ve sesleri ise kitlesel histeri yaratmak üzerine akortlanmaya devam ediyor. Tarih boyunca savaş çıkaran, inanılmaz kârlar elde eden ve nüfusu kontrol altında tutmaya çalışan güçler mevcut oldu. 1770’de Rothschild, İlluminati planlarını başlattı. Amacı bankalar aracılığıyla yaratılan bir network ağı ile kendisi ve yandaşları tarafından yönetilecek küresel bir dünya sistemi kurmaktı. Öyle bir güç ki tüm uluslararası kurumsal şirketleri ve hatta hükümetleri yönetecekti. Bu sayede Amerikan hazinesi başta olmak üzere dünyanın sayılı ülkelerini avuçlarının içine aldılar.
Işık ve ses, üretilebilen ve ölçülebilen matematiksel frekans değerlerine sahiptir. Şimdi komplo teorilerine kulak asacak olursak, bu mutlak güç, biyoenerjetik yolla, belli frekans ayarları ve elektromanyetik manipülasyonlarla “bilincimizi” kontrol altına alırken biyolojimizi, psikolojimizi ve davranışlarımızı değiştiriyor.
Askeri Müzik
1913’te Rothschild, Amerika’daki üçüncü en büyük bankasını kurdu (Federal Reserve Bank). Ona Rockefeller ve J.P. Morgan yardım etti. Bu ikisinin tüm yatırımları 1865’den bu yana Rothschild tarafından finanse edildi. 1. Ve 2. Dünya Savaşları sırasında banka kartelleri inanılmaz kârlar elde ettiler. 1914’te Alman Rothschild Bankası, Alman hükümetine, İngiliz Rothschild Bankası İngiliz hükümetine ve Fransız Rothschild ise Fransızlara para yardımı yaptı (borç verdi). Bunlara Almanya’da Woff, İngiltere’de Reuters ve Fransa’da Havas destek verdi. 1. ve 2. Dünya Savaşları arasında müzik frekansları üzerine bilimsel araştırmalar yapıldı. Rothschild ve Rockefeller çalışması ve Amerikan Donanması işbirliği ile “savaş-çıkaran” frekanslar üzerinde çalışıldı. Amaç kitleleri kontrol altında tutmak ve psikopatoloji, duygusal çöküş ve kitlesel histeri yaratmaktı.
Akustik enerji araştırmacıları, ses mühendisleri ve drama uzmanları ile akademik olarak çalışmalar başlatıldı. Aynı tarihlerde fabrikalarda ses düzenleri kurularak çalışanların duygusal motivasyon kazanması ve fabrikadaki aletlerin seslerinden etkilenmemeleri sağlanıyordu.
2. Dünya Savaşı sırasında ise Savunma Bakanlığı işbirliği ile havadan yapılan operasyonlarda bu ses frekansları etkili şekilde kullanılmaya başlandı. Buna radyolar da dâhil oldu.
Daha sonra ise haritanın batısında standart müzik ayarı A=440Hz’e sabitlendi.
İlk çalışmalar Elvis ve İngiliz grup British Invaders ile başladı. Bunu Beatles takip etti. Beatles’in bir konseri İsrail’de iptal edildi, sebebi ise “kitlesel histeri yaratması, cinsel istekleri tetiklemesi ve saldırganlığı tırmandırması” olarak belirtildi. Bunda Mossad’ın İngiliz Kraliyet ailesini yakın takibe alması önemli rol oynadı. 1938’de Rockefeller Grubu İngiliz-Amerikan radyosu ve televizyon kartelleri kurarak Nazi hareketiyle Yahudi düşmanlığı başlattılar. 1957’de Kanada’da ergen yaştakileri saldırganlaştıran müzik yayınları yapılmaya başlandı ve çok etkili oldu. Elvis’in menejeri Amerikan Ordusuna hizmet eden bir Albaydı ve Avrupa göçmeniydi.
1.Dünya savaşı sırasında Rockefeller tarafından yönetilen askeri radyolar devreye girdi ve bütün ekipmanlar seferber edilerek radyo tekeli kuruldu. Radyodan savaş esnasında gönderilen komutlar hiç son bulmadı. Amerikan Donanması, General Electric işbirliği ile 1919’da kendi ulusal radyosunu kurarak bu tekele alternatif oluşturdu ve bugünkü Amerikan Radyosunu (RCA) doğurdu. Askeri tabanlı kartelde RCA, AT&T, General Electric, Westinghouse gibi şirketler yer aldı. Bu oluşum enerji endüstrisi, biyoenerji ve elektro-genetik ve soyaçekim üzerinde faşist bir baskı kurdu. Daha sonra Ulusal Yayıncılık (NBC) ve AT&T ile radyo, televizyon ve telefon zinciri tekelleşti.
1938’de frekanslar standarda sabitlenmeden önce, mekanik olarak dinleyicilerin duygularını kontrol altına almaya yönelik araştırmalar başladı. Bu sayede kitlelere ticari ilgi alanları önceden dayatılabilecekti. Bu araştırmalar derhal kitlelerin ikna edilmesi için kullanılmaya başlandı.
Aynı sistem eğitim için de kullanılmaya başlandı: “Programlanabilir Zihin Setleri”. NBC ve CBS arasındaki ticari çekişme halkın üzerinde türlü deneysel çalışmalar yapılmasına neden oldu. Kendi taraflarına daha fazla takipçi çekebilmek uğruna halk üzerinde çeşitli ses efektleri kullanılarak psiko-galvanometre denemeleri yapıldı. Bu ölçümlere göre de halkın nasıl yönlendirileceği tayin edildi.
A=440 Hz
Sahnedeki, televizyondaki ve radyodaki elektronik ses yeterince akıcı değildi. 1910’da A=440Hz standardı Amerika’da sınırlı başarıya imza attı. Avrupa’da ise sıfıra yakın… Müzik endüstrisi de işin içine dahil edilmeliydi. Bu yüzden çalışmalar başlatıldı. İlk olarak İngiliz Standartları Enstitüsü A=440Hz’i kabul etti. Bunda Rockefeller-Nazi konsorsiyumu etkili oldu. O sıralarda İngiltere-Almanya savaşı çıkmak üzereydi.
A=440Hz, petrokimya ve ilaç devleri tarafından finanse edilerek 2. Dünya Savaşında kullanıldı. Hitler’in Almanyası Polonya’yı işgal ederek savaşı başlattı. Tüm dünyadaki müzisyenlerin başkaldırmasına karşın bu standart Nazi propagandalarıyla Hitler karşıtı tüm ülkelerde kafadan kabul edildi.
Yapılan tüm araştırmalar A=440Hz’in insanların kalp ve kuyruk sokumu arasındaki enerji merkezleriyle (çakralar) uyumsuz olduğunu gösterdi. Tersine kalp üzerindeki çakraların ise uyarıldığı gözlendi. Teorik olarak, titreşimler egoları ve sol beyni tetikliyordu. Ancak sağ beyne özgü duygusal ve sevgisel zihni baskılıyor ve yaratıcılığı köreltiyordu. 3.Göz denen çakranın kapanmasıyla da insanoğlu farkındalığını hiçbir alanda kullanamaz hale gelecekti.
Metafiziksel olarak, A=440 Hz ile A=444 Hz arasındaki interval, müzik âleminde “Şeytanın İntervali” olarak kabul edildi. Bunun nedeni ise ahenkten uzak, iğrenç denilebilecek bir tınının bu iki notanın aynı anda çalınması ile ortaya çıkması idi.
Bundan önceki müzik çalışmalarında yer alan A=444 Hz’in ise doğayla ve insanla daha uyum içinde olduğu gözlemlendi. Eğer insanoğlu spiritüel olarak bastırılırsa, A=444 Hz’in (C=528 Hz) müziksel tınısı dini olarak kabul edilmezdi, öyle de oldu. Bu kiliselerin de işine gelmiş oldu.
Günümüzde ise pek çok aklı başında ve duyarlı müzisyen akortlarını ve dijital ayarlarını 444 Hz’e göre yapmaya başladı. Ancak bunların sayısı az miktarda iken, başta Madonna olmak üzere pek çok ünlü, standart tınılarla, nakaratlarla ve özel olarak imal edilmiş parça sözleriyle gençliği programlanabilir insanlar haline getirmektedir. Müzik biyoenerjetik olarak titreşimlerinizi ele geçirerek, bilinçaltınızda hâkimiyet kurarak, vücut kimyasını, psikonörolojiyi ve insan sağlığını denetim altına alabilir. Alıntı.
Organik müzik ruhun gıdasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








