4 Aralık 2017 Pazartesi

528Hz Frekansının iyileştirici gücü. DNA onarıcı müzik.

Titreşimlerin İyileştirici Gücü…
Meksika Körfezinde ses dalgalarıyla yapılan bir çalışma ile körfezin pis suyu büyük ölçüde ve hatta 1 günde temizlenerek tekrar yunusların geldiği ve balıkların çoğaldığı görülmüştür.
Sevgi frekansı olarak adlandırılan 528 Hz titreşimleri, varolan herşeyin kalbine dokunabiliyor. Tüm varlıkların kendine has titreşimleri var, hatta içimizdeki organların da ayrı ayrı titreşimleri olduğu hesaplanmış durumda. Qigong’un ileri seviye ses tonlaması çalışmalarında bu organlara “chanting” dediğimiz ses dalgalarıyla titreşim gönderiyoruz ve bu organlardaki hücrelerin titreşerek iyileşmesini sağlıyoruz. Ses tonlamasına destek olarak dinlediğiniz müziklerin de uygun frekansta olması şifaya destek olabiliyor.
Nedir bu titreşimler?
337 Hz: Kan dolaşımını düzene sokar
537 Hz: Endokrin sistemini düzene sokar (büyüme, gelişme, cinsellik, metabolisma ilşe alakalı hormonal denge)
625 Hz: Böbrek fonksiyonları
635 Hz. Hipofiz bezi (pituary)
654 Hz: Pankreas
662 Hz: Epifiz bezi (pineal)
696 Hz: Kalp
751 Hz: Karaciğer
763 Hz: Tiroid
764 Hz: Sinir sistemi
835 Hz: Bağışıklık sistemi
1335 Hz: Adrenalin, stresle mücadele
1565 Hz: Ruhsal şifa
—————
528 Hz frekansı tüm evreni şifalandıracak kapasitede mucizevi titeşimlere sahiptir. DNA onarıcı gücü vardır. 396 Hz korkulardan arınmamıza, 741 Hz farkındalığın artmasına ve uyanışa geçmemize, 582 Hz ruhumuzla bağlantıya geçmeye yarar.
—————–
DNA’yı Onaran İyileştirici Frekans– 528 hz
Harvard mezunu ödüllü doktor Dr. Horowitz’e göre sevginin özel renk ve sesleri mevcut. Eğer bu doğru frekansta yayın yapılırsa, kalplerin açık olmasına, barışın sağlanmasına ve şifanın hızlandırılmasına yardımcı olabilir. Sevgi frekansının 528 Hz olduğu ve bunun da 6 yaratıcı frekans arasında yer aldığı ispatlanmış durumda. Bu 528-frekansı notada Mi notasına denk gelir ve Latincede “Mi-ra-gesterum” sözünden çıkar, anlamı ise “mucize”dir. Mi-528 tepe çakrayı temsil eder. Genetik mühendisleri DNA onarımını bu frekansı kullanarak yaparlar.
Normalde notalarda kullandığımız Si, genel kullanımda 523.3 Hz iken, DNA onarımı esnasında bunu 528 Hz’e çıkararak kullanırlar. Bu antik zamanlardan kalma Solfej Skalasıdır.
Modern bilimde vücuttaki elektromanyetik alanlar (Aura) bir takım biyolojik süreçler esnasında gözlenir, hücrelerin bölünüp yenilenmesi gibi… Antik çağlarda, Gregoryanlarda, Himalaya, Moğol yada Tibet yerlilerinde şifa amaçlı kullanılan müzik aletlerinin de aynı frekansı çıkardığı tespit edilmiştir. Yine ağızdan çıkarılan ses tonlamalarının da aynı frekansa denk gelmesi şaşırtıcı olmamalı. Bu, vücuttaki resonansı artırıp titreşimlerin belli bir seviyenin üzerine çıkmamasına yardımcı olur. Bu sayede sadece şifa bulamkla kalmaz, doğa üstü sayılabilecek bir takım gizli kalmış yetilere de kavuşmuş oluruz.Alıntı.                                                                                      Son zamanlarda sevginin titreşimini temsil ettiği söylenen 528 Hz frekansında müzik dinlemek moda oldu. Sadece bununla bitmiyor.  174 Hz ile Topraklama, 396 Hz ile Bırakma, 639 Hz ile Bir Olma, 741 Hz ile Sezgilerin Güçlenmesi, 852 Hz ile koşulsuz Sevgi gibi başka frekanslar da var.
Peki, 528 Hz içimize huzur verip, bizi iyileştirme gücüne, diğer frekanslar da kendi çaplarında pek çok etkiye sahipken, neden şu anda dinlediğimiz tüm müzikler 440 Hz frekansına ayarlı? Buna kim ne zaman karar vermiş ve müzik nasıl olmuş da tekelleşmiş? Dinlediğimiz müziklerin altında hiçbir zaman komplo teorisi arama ihtiyacı duymayan bizler, “müzik ruhun gıdasıdır” diyerek ne kadar zamandır zehirleniyoruz dersiniz?
Haydaaa… Yediklerimiz, içtiklerimiz, aşılar maşılar derken bir müzik eksikti değil mi?
Günümüz psikopatolojisi, siyasi yozlaşma, genetik bozulma ve kültürel yozlaşmayla geleneksel değerlerin kayboluşunun ve hastalıkların artmasının altında yatan müzikal gerçeği öğrenmeye hazır olun o halde.
Her şey “Standard Tuning” dediğimiz müziğin A=440 Hz’e sabitlenmesi ile başladı. Bunu yapan ise müziği askeri anlamda ticarileştiren Rockefeller Grubu. Müzik endüstrisinin bu standart frekans ile tekelleşmesi, kitleleri sürü psikolojisi altında tutmanın, insanları asabiyete, kedere sürüklemenin, psikososyal kışkırtmalara açık hale getirmenin zeminini hazırlamış ve bunlar sonucunda artan hastalık oranları ve mali krizler sayesinde de Gruba üye ticari şirketlerin kâr elde etmesinin etkili yollarından biri olmuştur.
Alternatif müzik frekansı olan A=444 Hz (C=528 Hz) ise bastırıldı. Bastırılan bu frekans, yani “iyi titreşimler” ise her türlü hastalığı ve stresi iyileştirebilecek güçtedir. Ama ne yazık ki önce sansürlenmiş, daha sonra ise standartlar değiştirilerek unutturulmaya çalışılmıştır.
Titreşimler tüm hayatımızı etkiler. Özellikle de hücrelerimiz iyileşmek ve yenilenmek için düzenli titreşim halinde olmak durumundadır. Titreşimlerin gücüyle “karanlık” ya da “aydınlık” tarafa geçmek mümkündür. Suya güzel şeyler söyleyince moleküllerinin güzelleştiğini hepimiz biliyoruz. Bedenlerimizin %80’ine yakını sudan ibarettir ve su, süper-iletken sıvı kristal bir yapıya sahiptir.
Günümüzde modern müziği kafa şişirici ve saldırgan bulan pek çok kişi var. Pek çoğumuz duygusal olarak bu tarz müziklerden olumsuz etkileniyoruz. Standart Anglo-Amerikan müzik aletleri ve sesleri ise kitlesel histeri yaratmak üzerine akortlanmaya devam ediyor.  Tarih boyunca savaş çıkaran, inanılmaz kârlar elde eden ve nüfusu kontrol altında tutmaya çalışan güçler mevcut oldu. 1770’de Rothschild, İlluminati planlarını başlattı. Amacı bankalar aracılığıyla yaratılan bir network ağı ile kendisi ve yandaşları tarafından yönetilecek küresel bir dünya sistemi kurmaktı. Öyle bir güç ki tüm uluslararası kurumsal şirketleri ve hatta hükümetleri yönetecekti. Bu sayede Amerikan hazinesi başta olmak üzere dünyanın sayılı ülkelerini avuçlarının içine aldılar.
Işık ve ses, üretilebilen ve ölçülebilen matematiksel frekans değerlerine sahiptir.  Şimdi komplo teorilerine kulak asacak olursak, bu mutlak güç, biyoenerjetik yolla, belli frekans ayarları ve elektromanyetik manipülasyonlarla “bilincimizi” kontrol altına alırken biyolojimizi, psikolojimizi ve davranışlarımızı değiştiriyor.
Askeri Müzik
1913’te Rothschild, Amerika’daki üçüncü en büyük bankasını kurdu (Federal Reserve Bank).  Ona Rockefeller ve J.P. Morgan yardım etti. Bu ikisinin tüm yatırımları 1865’den bu yana Rothschild tarafından finanse edildi. 1. Ve 2. Dünya Savaşları sırasında banka kartelleri inanılmaz kârlar elde ettiler. 1914’te Alman Rothschild Bankası, Alman hükümetine, İngiliz Rothschild Bankası İngiliz hükümetine ve Fransız Rothschild ise Fransızlara para yardımı yaptı (borç verdi).   Bunlara Almanya’da Woff, İngiltere’de Reuters ve Fransa’da Havas destek verdi. 1. ve 2. Dünya Savaşları arasında müzik frekansları üzerine bilimsel araştırmalar yapıldı. Rothschild ve Rockefeller çalışması ve Amerikan Donanması işbirliği ile “savaş-çıkaran” frekanslar üzerinde çalışıldı. Amaç kitleleri kontrol altında tutmak ve psikopatoloji, duygusal çöküş ve kitlesel histeri yaratmaktı.
Akustik enerji araştırmacıları, ses mühendisleri ve drama uzmanları ile akademik olarak çalışmalar başlatıldı. Aynı tarihlerde fabrikalarda ses düzenleri kurularak çalışanların duygusal motivasyon kazanması ve fabrikadaki aletlerin seslerinden etkilenmemeleri sağlanıyordu.
2. Dünya Savaşı sırasında ise Savunma Bakanlığı işbirliği ile havadan yapılan operasyonlarda bu ses frekansları etkili şekilde kullanılmaya başlandı. Buna radyolar da dâhil oldu.
Daha sonra ise haritanın batısında standart müzik ayarı A=440Hz’e sabitlendi.
İlk çalışmalar Elvis ve İngiliz grup British Invaders ile başladı. Bunu Beatles takip etti. Beatles’in bir konseri İsrail’de iptal edildi, sebebi ise “kitlesel histeri yaratması, cinsel istekleri tetiklemesi ve saldırganlığı tırmandırması” olarak belirtildi. Bunda Mossad’ın İngiliz Kraliyet ailesini yakın takibe alması önemli rol oynadı. 1938’de Rockefeller Grubu İngiliz-Amerikan radyosu ve televizyon kartelleri kurarak Nazi hareketiyle Yahudi düşmanlığı başlattılar. 1957’de Kanada’da ergen yaştakileri saldırganlaştıran müzik yayınları yapılmaya başlandı ve çok etkili oldu. Elvis’in menejeri Amerikan Ordusuna hizmet eden bir Albaydı ve Avrupa göçmeniydi.
1.Dünya savaşı sırasında Rockefeller tarafından yönetilen askeri radyolar devreye girdi ve bütün ekipmanlar seferber edilerek radyo tekeli kuruldu. Radyodan savaş esnasında gönderilen komutlar hiç son bulmadı.  Amerikan Donanması, General Electric işbirliği ile 1919’da kendi ulusal radyosunu kurarak bu tekele alternatif oluşturdu ve bugünkü Amerikan Radyosunu (RCA) doğurdu.  Askeri tabanlı kartelde RCA, AT&T, General Electric, Westinghouse gibi şirketler yer aldı. Bu oluşum enerji endüstrisi, biyoenerji ve elektro-genetik ve soyaçekim üzerinde faşist bir baskı kurdu. Daha sonra Ulusal Yayıncılık (NBC) ve AT&T ile radyo, televizyon ve telefon zinciri tekelleşti.
1938’de frekanslar standarda sabitlenmeden önce, mekanik olarak dinleyicilerin duygularını kontrol altına almaya yönelik araştırmalar başladı. Bu sayede kitlelere ticari ilgi alanları önceden dayatılabilecekti. Bu araştırmalar derhal kitlelerin ikna edilmesi için kullanılmaya başlandı.
Aynı sistem eğitim için de kullanılmaya başlandı: “Programlanabilir Zihin Setleri”. NBC ve CBS arasındaki ticari çekişme halkın üzerinde türlü deneysel çalışmalar yapılmasına neden oldu. Kendi taraflarına daha fazla takipçi çekebilmek uğruna halk üzerinde çeşitli ses efektleri kullanılarak psiko-galvanometre denemeleri yapıldı.  Bu ölçümlere göre de halkın nasıl yönlendirileceği tayin edildi.
A=440 Hz
Sahnedeki, televizyondaki ve radyodaki elektronik ses yeterince akıcı değildi. 1910’da A=440Hz standardı Amerika’da sınırlı başarıya imza attı. Avrupa’da ise sıfıra yakın… Müzik endüstrisi de işin içine dahil edilmeliydi. Bu yüzden çalışmalar başlatıldı. İlk olarak İngiliz Standartları Enstitüsü A=440Hz’i kabul etti. Bunda Rockefeller-Nazi konsorsiyumu etkili oldu. O sıralarda İngiltere-Almanya savaşı çıkmak üzereydi.
A=440Hz, petrokimya ve ilaç devleri tarafından finanse edilerek  2. Dünya Savaşında kullanıldı. Hitler’in Almanyası Polonya’yı işgal ederek savaşı başlattı. Tüm dünyadaki müzisyenlerin başkaldırmasına karşın bu standart Nazi propagandalarıyla Hitler karşıtı tüm ülkelerde kafadan kabul edildi.
Yapılan tüm araştırmalar A=440Hz’in insanların kalp ve kuyruk sokumu arasındaki enerji merkezleriyle (çakralar) uyumsuz olduğunu gösterdi. Tersine kalp üzerindeki çakraların ise uyarıldığı gözlendi. Teorik olarak, titreşimler egoları ve sol beyni tetikliyordu. Ancak sağ beyne özgü duygusal ve sevgisel zihni baskılıyor ve yaratıcılığı köreltiyordu. 3.Göz denen çakranın kapanmasıyla da insanoğlu farkındalığını hiçbir alanda kullanamaz hale gelecekti.
Metafiziksel olarak, A=440 Hz ile A=444 Hz arasındaki interval, müzik âleminde “Şeytanın İntervali” olarak kabul edildi. Bunun nedeni ise ahenkten uzak, iğrenç denilebilecek bir tınının bu iki notanın aynı anda çalınması ile ortaya çıkması idi.
Bundan önceki müzik çalışmalarında yer alan A=444 Hz’in ise doğayla ve insanla daha uyum içinde olduğu gözlemlendi. Eğer insanoğlu spiritüel olarak bastırılırsa, A=444 Hz’in (C=528 Hz) müziksel tınısı dini olarak kabul edilmezdi, öyle de oldu. Bu kiliselerin de işine gelmiş oldu.
Günümüzde ise pek çok aklı başında ve duyarlı müzisyen akortlarını ve dijital ayarlarını 444 Hz’e göre yapmaya başladı. Ancak bunların sayısı az miktarda iken, başta Madonna olmak üzere pek çok ünlü, standart tınılarla, nakaratlarla ve özel olarak imal edilmiş parça sözleriyle gençliği programlanabilir insanlar haline getirmektedir. Müzik biyoenerjetik olarak titreşimlerinizi ele geçirerek, bilinçaltınızda hâkimiyet kurarak, vücut kimyasını, psikonörolojiyi ve insan sağlığını denetim altına alabilir. Alıntı.
Organik müzik ruhun gıdasıdır.

7 Eylül 2017 Perşembe

Fenk Shui ile Evinizde Aşk, Para, Sağlık köşeleri Yaratıp Bunları Hayatımıza Çekebiliriz..

Evimizin herhangi bir odasına girdiğimizde oda olarak hiç fark etmiyor yatak odası salon, mutfak veya oturma odası {banyo hariç, çünkü enerjiyi alıp götüren mekanlar, karanlık bölümler olmuyor}, sırtımızı bulunduğumuz odanın kapısına veriyor ve kollarımızı öne doğru uzatıyoruz...Kollarımız bizim pusulamız {dış kapı mı, bulunduğumuz oda mı? diyenler için yukarıda altını tekrar çizdim. Bulunduğumuz odanın kapısına veriyoruz.} Sağ karşı köşe aşk, evlilik ve iletişim köşesi...  Sol tarafı gösteren köşe bolluk, bereket ve para köşesi.  Tam orta kısım ise sağlık bölümü....

Bu köşelerle neler yapabiliriz?

Sağ karşı köşenin enerjisini nasıl yükseltebilirsiniz.? Köşemiz şayet müsait ise boş bir alansa hemen oraya kırmızı iki kalp koyuyoruz. Müsait değil diyelim, dolap veya kaldıramıyacağımız bir eşya var... O zaman oraya kırmızı iki mum koyabilirsiniz... Akşamları evinizdeyseniz haftanın belli günlerinde örneğin perşembe ve cuma { perşembe jüpiter günüdür, cuma ise venüs günüdür} kırmızı mum yakabilirsiniz... Aşk köşesinin renkleri yeşil, kırmızı, pembe, gümüştür. Ve bolluk köşesi evinizin her odasında da bunu yapabilirsiniz bir odada yapabilirsiniz. Özellikle parasal enerjiye ihtiyacı olanlar, maddi açıdan bolluk ve bereket içerisinde olmak istiyorum bir türlü olamıyorum diyenler ya da maddi açıdan hep zorluklar yaşıyorum nedeni nedir diyenler... 



Sırtınızı bulunduğunuz odanızın giriş kapısına verin ellerinizi iki yana açın, sol köşe bolluk-bereket köşesidir. Sol köşenin rengi mor... Mor renkli herhangi bir obje koyuyoruz.. Bunu yaparken Yaşamınız içerisinde size daima bolluğu düşündürecek olan mor rengi baktığınızda sürekli para bana geliyor yada ben bolluk içindeyim duygusuna kapılacaksınız.Ya da diyelim ki hayalinizde bir ev almak arzu ettiniz bi eve taşınmak maddi imkanınız yok. Hayalinizdeki evin resmini sol köşeye koymak o enerjiyi yüksek tutacaktır.. 

Sağlık köşesi odanın orta bölümüdür ve rengi yeşil ve beyazdır. Sağlığımız canlı tutmak istiyorsak sonsuza dek sağlıklı olmayı istiyorum, diliyorum ve çekiyorum duygusunu her daim hatırlamak için orta bölüme örneğin bir sehpanın üzerine yeşil bir obje koyuyoruz. Bu yeşil akik iki taş olabilir, yeşil bir kristal olabilir, iki beyaz kristal, yeşil bir örtü bulundurabilirsiniz- ki sağlık enerjisini her daim hatırlamak için "şükürler olsun ben sağlıklıyım", sağlık sorunu geçirdiyseniz "sağlıklı oldum artık" enerjisini bu objeler size hatırlatacak... Deneyin bakalım sağlıklı olmaya ne kadar önem vereceksiniz. O enerjiyi evinizde ne kadar hatırlatıyorsunuz ne kadar yaşatıyorsunuz kendinize... Bütün dünyada uygulanan ve oldukça da faydalı bir ilim olduğuna inanıyorum. Çinliler dünya piyasasını ele geçirmiş durumdalar elinizi neye atsanız Çin malı.. Peygamberimiz ilim Çin'de dahi olsa onu alınız diye boşuna söylememiş bence :) Yerleşim düzeninizi yukarıdaki Pakua Aynasına göre yapabilirsiniz..Not: Dini inancımıza uygun olmayan onların kullandığı meşhur heykellerini biz asla kullanmayalım tabii ki..Renklerle, doğal taşlarla enerjimizi düzenleyebiliriz bu da bizim için yeterli olur zaten..
 Sevgiyle...

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Güneş Tutulması 21Ağustos 2017

Bugün akşam 21:26 da 90 dakikalık süresiyle tarihin gördüğü en büyük Güneş tutulması gerçekleşecek.Tutulmanın verdiği enerjiyle bugün bir hayli gergin hissedebilirsiniz,hava da bir hayli basık ve boğucu olur.Tutulma Türkiyeden gözlemlenemeyecek Amerikadan izlenebilen bir tutulma bu.Tutulma sırasında bir şey yememek önemlidir,eski hintli bilgeler bunun kişinin sindirim sistemine zarar vereceğini söyler.Her ne kadar tutulma bizim ülkemizden izlenemeyecek olsa da tüm tutulmalar için genel kanı Ay veya Güneş tutulurken kesinlike izlenmemelidir,hatta eski kadim toplumlar tutulmalardan aşırı korktukları için tutulma sırasında tutulmanın kendilerine zarar vermemesi ve hayatlarına iyi değişiklikler getirmesi için kutsama ayinleri yaparlardı.Bunu günümüze uyarlarsak tutulma sırasında herkes kendi inancına göre dua ederek,hayatında hayırlı şeylerin olmasını dileyebilir...Eski insanlar bu tutulma esnasında Güneş yada Ay hayırlısıyla kurtulsun diye bol bol dua okurlardı, sizleri bu saatte duaya davet ediyorum. Salaten Tüncinayı okuyabildiğimiz kadar okuyalım, dünyamıza fazla zarar vermeden hayırlısıyla atlatabilmek dileğiyle, Allah yardımcımız olsun dualarımızı kabul etsin.. Sevgiyle kalın...

31 Temmuz 2017 Pazartesi

İsimlerimizin Yaşantımızdaki Önemi..

K,M,S,A,Ş,U,V,Z harflerinin seslerinin çok yüksek enerjiye sahip olduğunu ve bu seslerin kariyer, başarı, şan, şöhret enerjileri yaydığını biliyormuydunuz?

Hiç düşündünüz mü isimlerin önemini ve karşı tarafta bıraktığı etkiyi? Tarih boyunca insanlar isim koymaya çok önem vermişler ve konan isimlerin kişilerin hayatını etkilediğine inanmışlardır. Peki isimlerimiz iş yaşamında kariyerimizi nasıl etkiliyor? İsim koymanın amacının; kişinin diğer kişiler içerisinde tanınmasını ve ayırt edilmesini sağlamak olduğunu söyleyebiliriz. "Kişiler kendilerine konulan isimlerle tanınıyor. Bu nedenle isimler çok önemli !

İsmimiz markamız

Sözlükte 'isim' teriminin anlamı; 'canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime', 'bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, bildirmeye yarayan söz', diğer bir ifade ile 'bilinen veya bilinmeyen, hissedilen veya hissedilmeyen herhangi bir şeyi birbirinden ayırmak, tanımak yahut zihne getirmek için kullanılan söz veya lafız' olarak açıklanıyor. İsimler, kişilerin markasıdır ve kişileri değerli veya değersiz kılar..  "Satılmış ismine sahip olan bir kişiye arkadaşları 'Kaça satıldın?' diye sorduklarında kişinin özgüveni zedeleniyor. Buna benzer pek çok örnek var.
İş dünyasında da durum çok da farklı değil. Bir şirket kurmadan önce şirketin adı belirleniyor, bu ismin prestijli olmasına ve insanların bilinçaltına verdiği mesaja dikkat ediyoruz. Her birimiz aslında bir markayız.. "İşe girmek istediğimizde kendimizi tanıtıyoruz ve ilk söylediğimiz markamız, yani ismimiz oluyor.  ismimizle karşı tarafın bilinçaltına bir mesaj gönderiyoruz... 

Adım, Satılmış Kaçar
"Benim adım 'Satılmış Kaçar'. Böyle bir isme sahip birinin işe girme olasılığı diğer adayların yanında eminim çok düşük olacak.. Bu nedenle pek çok kişinin mahkeme kararıyla isimlerini değiştirdiğini de söyleyebiliriz.  Kişilerin başkaları tarafından algılanışının sadece isimlerinin anlamları ile bağlantılı değil isimlerin ses frekanslarının da kişilerin hayatını etkilediğini söyleyebiliriz..
Bu alandaki çalışmaların çok eski tarihlerde Mısır döneminde başladığını, daha sonra Kabala öğretisine girdiğini biliyoruz. Ses çok etkili bir frekanstır, ses dalgalarının tıpta da kullanıldığını biliyoruz."Ses bir enerji biçimidir ve titreşimleri sayesinde bedenimize, zihnimize, yaşantılarımıza etki eder. İsimlerimizi söylerken ortaya çıkan titreşim hem bizi, hem yaşamımızı hem de deneyimlerimizi etkiler. Kuantum mekaniğine ve fiziğine göre; evrende her şey enerjiden ibarettir ve birbirlerine görülmez bir ağ ile bağlıdır, sürekli etkileşim halindedir. Enerjiler yaydıkları titreşimlerle sürekli olarak bizleri ve yaşam şekillerimizi etkiler. 
Beyne giden her uyaranın bedende nörobiyolojik bir etki uyandırdığını, Mozart dinlediğinizde bedenimiz farklı etkilenirken, rock müzik dinlediğimizde çok farklı etkilendiğini söyleyebiliriz. Dışarıdan gelen ses enerjilerinin elektriksel kimyasallara dönüşmesi, bedenimizi etkiler ve bu durumda duygusal değişiklikler olabilir. Size isminizle her hitap edilişinde isminizdeki seslerin enerjileri beyninizde nörobiyolojik bir etki yaratmaktadır. Nasıl ki müzik farklı notaların kombinasyonu olan seslerden oluşuyor ve beynimize iletiliyorsa aynı şekilde isimlerimizdeki harflerin titreşimlerinden oluşan kombinasyon da beynimize belirli bir frekansta ve tonda nöronlarımıza ulaşarak biyonörolojik bir etki uyandırıyor.. 
Sesin yaşantımızda çok büyük bir önemi var. Sesli olarak bize hitap edilen isimler, bizi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu nedenle isimlerimizdeki harflerin yaydıkları ses frekansları oldukça önemli. Bizim bedensel-zihinsel ve ruhsal enerjimize aykırı olan isimlerin ses enerjileri, bizlerin yaşamlarını olumsuz olarak etkileyebiliyor. İsminde'' Ay ''olanlar geçmişin üzüntülerinden kurtulamıyor, eğer ismimizde veya soyadımızda Ö ve Ü harfi varsa evrenden gelen enerjileri kesik kesik almamıza sebep oluyor dolayısıyla düşük bir enerjiye maruz kalıyoruz, başarısız olmamıza sebep olabiliyor...

Enerjisi yüksek
Alfabemizde yer alan bazı harflerin sesleri çok yüksek enerjiye sahiptir"K,M,S,A,Ş,U,V.Z harflerinin sesleri kariyer, başarı, şan, şöhret enerjilerini yayan seslerdir. Bu harflerden oluşan isimlerin ve soyadların enerjisi yüksek oluyor. Kişinin kendisine ve çevresine verdiği etki de çok olumlu oluyor.  Görüldüğü gibi isimlerimizin yaşamımızda etkisi çok yüksek. Bu nedenle güçlü sinerjiye sahip isimlere sahip olmak büyük avantaj..

Astrojiye Göre Zenginlik İşaretleri..

Herkes paranın peşinde. Şu yalancı madde dünyasında parasız olmuyor. Kimi az kimi çok kazanıyor. Kimi zengin oluyor. Hatta dünyanın en zenginleri listesine adını yazdırıyor.
Zenginliğin de çeşitleri var.. Kimi doğuştan zengin, kimi sonradan. Kimi aileden veya eşten dolayı zengin, kimi kariyeriyle zenginlik elde ediyor…
Peki “zengin” insanların diğerlerinden farkı ne? Daha mı çok zekiler, daha mı hırslı, yoksa daha mı şanslılar?..
Boğa "para"nın burcu ve Venüs "maddi-manevi kısmet"ten sorumlu
Boğa direkt olarak “para” ile ilgili burçtur. Yönetici gezegeni Venüs ise “maddi-manevi kısmet, kazanç, gelir”le alakalıdır haliyle.
Zodyakta 2.ev Boğa burcunun doğal evidir. Ondan dolayı kişinin doğum haritasında 2.ev "para" evi diye geçer astrolojide.
Doğum haritasında 2.ev parayı temsil eden alandır, “maddi kaynaklar, gelir, kazançlar”dan sorumlu evdir.
Boğa burcu deyince, akla başka “sevgi, huzur ve güven” gelir ve ayrıca “sahip olmak.”
Genel olarak “sevgi”den sorumlu gezegen Venüs’ün aynı zamanda “maddi kısmet, gelir” ile ilgili olması bana çok ilginç gelir.
Boğa ve yöneticisi Venüs’ün bu özelliklerini ve para konusunu bir araya getirdiğimizde, Astroloji bize şunu söylemektedir:
Tıpkı insan gibi, para da huzur ve güven bulduğu ve sevildiği yere gelir!..
Para ile sevgi arasındaki bağlantı ne kadar ilginç, değil mi?..
Buradan şu sonucu da çıkarırız; insan paraya sevgilisine davrandığı gibi davranır…
Yaratıcının mükemmel düzeninin Astrolojik yansımaları beni her seferinde hayret ve hayranlık içinde bırakıyor.
İlginç olan bir astrolojik olgu daha vardır para konusunda.
Genel olarak sahip olunan gelir, kaynaklar ve maddi güç Boğa ve Venüs’le ilgiliyken, zenginlikten sorumlu burç ve gezegen başkadır.
Yay ve yöneticisi Jüpiter!
Evet. Yay burcu “büyük hedefler ve büyük ticaret”le ilgilidir. Şanslı ve bereketi çeken bir burçtur. Çünkü yönetici gezegeni Jüpiter “büyük bolluk, bereket ve şans”tan sorumludur.
Peki, bunun sebebi veya mantığı nedir? Neden Yay ve Jüpiter?
Yay deyince akla, “inanmak” ve “neşe” gelir.
Yay’ın yöneticisi Jüpiter’in Mitolojik Astrolojide karşılığı Tanrılar Tanrısı Zeus’tur!
Zeus insanlara bolluk, bereket ve neşe saçan görkemli bir Tanrıdır.
Bütün bunlar zenginlik konusunda bize ne anlatır?
İnsan bir şeye inandığında, hedefine pozitif bir inanç, heves ve neşe ile koştuğunda, zenginliğe kavuşur.
Yani, bolluk, bereket ve zenginliği elde etmenin koşulu, her şeyden önce ona kalpten inanmaktır.
Demek ki, neymiş? İstemek yetmiyormuş. İnanmak ve bu inanca teslim olmak gerekiyormuş.
Hepsini bir özetlersek…
O zaman, paraya sahip olmak için ne yapmanız lazım?
Paranın size gelmesi için, önce ona huzur ve güven ortamı sağlamanız ve gelen parayı sevgiyle karşılamanız gerekir. Tıpkı bir sevgiliyi karşılar gibi.
Unutmayın, ona sağladığınız ortamda huzursuz olduğunda kaçar sevgili.
Zenginlik için ne yapmanız lazım?
Öncelikle buna sizin inanmanız gerekir. Tam teslimiyetle inanmak. Negatif bir inanç veya korku varsa içinizde, zenginlik nazlanır size gelmez, ona göre...
Bütün bu anlattıklarım kafamda bir teori geliştirmeme vesile oldu.
Yabancı bir Astroloğun bir teorisine göre, madem "5.ev aşk evi" ise, o zaman 5.evin doğal yöneticisi Aslan aşktan sorumlu burçtur. Buna göre, kişinin doğum haritasında Aslan hangi evdeyse, aşk oradan gelir.
Bu yazımı yazarken, ben de dediğim gibi, bir teori geliştirdim. Madem Boğa ve Yay para ve zenginlikten sorumlu burçlarsa, o zaman kişinin doğum haritasında bu burçlar neredeyse para kaynağının ve zenginliğin geldiği alan da orasıdır diye.
Özetle, teorim şu: Kişinin doğum haritasında Boğa burcu neredeyse, genel kısmet ve parasal kazancın kaynağı oradan gelir, Yay neredeyse şans, bolluk ve zenginlik oradan gelir!
Hemen gözünüz korkmasın biz nasıl anlayacağız doğum haritamızda Boğa ve Yay nerede diye..
Pratik bir yol göstereyim size bunun için.
Doğum haritasında Boğa ve Yay nerede nasıl anlarız?
Bunun için Yükselen burcunuzu bilmeniz yeterli kabaca.
Doğum haritası Yükselen burç 1.evde kabul edilerek çıkarılır.
Buna göre;
Yükselen burcunuz:
Koç ise, Boğa 2.evinizde ve Yay 9.evinizde.
Boğa ise, Boğa 1.evinizde ve Yay 8.evinizde.
İkizler ise, Boğa 12.evinizde ve Yay 7.evinizde.
Yengeç ise Boğa 11.evinizde ve Yay 6.evinizde.
Aslan ise, Boğa 10.evinizde ve Yay 5.evinizde.
Başak ise, Boğa 9.evinizde ve Yay 4.evinizde.
Terazi ise, Boğa 8.evinizde ve Yay 3.evinizde.
Akrep ise,Yay 2.evinizde ve Boğa 7.evinizde.
Yay ise, Yay 1.evinizde ve Boğa 6.evinizde.
Oğlak ise, Boğa 5.evinizde ve Yay 12.evinizde.
Kova ise, Boğa 4.evinizde ve 11.evinizde Yay.
Balık ise Boğa 3.evinizde ve Yay 10.evinizde. 
Şimdilik bu bilgileri vereyim. Olmazsa, Yükseleninize göre para ve zenginlik nereden gelir konusunu burç burç yazayım bir sonraki yazımda.
Bu Astrolojik tüyoları verdikten sonra, dünya çapında zengin insanların haritalarından birkaç örnek vereyim şimdi. Nasıl zengin olmuş bu kişiler? Doğum haritalarında bunun işaretleri nedir? Yazımın bu kısmı biraz Astroloji bilen ve anlayanlara özel... Ama hiç bilmeyenler de okusun, bilgi edinmek amacıyla.
Doğuştan Zengin: Kraliçe II.Elizabeth
Doğum haritasında, "4.ev yuva evinde" Boğa burcu var. Güneş burcu da Boğa! Demek ki, yuva evinde Boğa burcunun olması işe yaramış ona. Boğa’nın “para ve maddi kaynaklar”ı temsil ettiğini hatırlarsak, kraliçe “aileden ve doğuştan zengin” diyebilirim.
Haritasına bakınca, 10.ev “kariyer” evinde Satürn var, Retro ve bolluk-bereket yıldızı Jüpiter’iyle kare/sert açıda! Jüpiter aynı zamanda haritasında 2.ev “para ve gelir” evinin de yöneticisi. Yani, işsiz! Çalışmıyor. Ama zengin. Çünkü o bir kraliçe.

Astrolojide zenginlik işaretleri (1.Bölüm)

Haritasını incelemeye devam edelim kraliçenin…
Başkalarından gelen maddi kaynak evi 8.evinde Başak var. Ayrıca Terazi de ortak burç olarak yer almış 8.evinde. Başak’ın yöneticisi Merkür haritasında Koç’ta ve 2.evinde (kendisinin para ve gelirini temsil eden ev) ve Terazi’nin yöneticisi Venüs Balık’ta, o da 2.evine yakın derecede! Üstelik Venüs yücelimde olduğu burçta (Balık’ta yücelir Venüs). Yani, maddi kaynak ve gelirini başkalarından gelen paralarla sağlıyor. O Kraliçelik görevini yaparken, başkaları onun adına para kazanıyor.
Boğa Güneş’ine bakarsanız, o da 2.ev para evinde.. Para her yerden geliyor. Para akıyor para hanesine adeta. O zengin olmasın da, ben mi olayım. 😊
Bu arada, kraliçenin bolluk bereket yıldızı Jüpiter’i Kova’da 1.evinde görünüyor (aynı zamanda, whole sign ev sistemine göre, o da 2.evinde, yani para evinde).
Mars-Jüpiter kavuşumu, baya masraflı, çok harcaması oluyor diye yorumluyorum bunu.
Bu arada, not düşeyim, kraliçe hiç çalışmamış değil. Bir yerde haberini okumuştum. Bir süre, savaş zamanında çalışmış, ülkesine hizmet etmiş. Hem de ne iş yapmış dersiniz? Makine mühendisliği! Araç tamir etmiş. Kariyer evindeki Akrep teması sanırım ona mühendislik vermiş.
Kraliçeyi sarayında bırakalım, bir başka zengine doğru ilerleyelim şimdi…
Son zamanların en zenginleri arasına girmeyi başarmış Facebook'un kurucusu genç biri:
Mark Zuckerberg
Onun burcu ne biliyor musunuz?
Aman Tanrım! O da bir Boğa!
Tabii, bu tüm zenginler Boğa burcudur anlamına gelmez. Hatta başka burçtan daha zenginler var. Mesela, Bill Gates bir Akrep burcu.

Astrolojide zenginlik işaretleri (1.Bölüm)

Neyse, biz M.Zuckerberg’e dönelim.
Neden zengin olmuş? Doğum haritası neler fısıldıyor bu konuda?
Zuckerberg’in doğum haritası düşman çatlatır cinsinden.
Güneş’i Boğa’da ve Venüs’ü de Boğa’da. Para bana gelsin diye anlaşarak gelmiş doğmadan önce belli ki.
Boğa Güneş’ine bakıyoruz haritasında, nerede dersiniz? 9.evinde! Yani, “yüksek eğitim, büyük ticaret, uluslararası işler ve basın-yayın, yayıncılık” evinde!
Evet, evet. Doğru anladınız. 9.ev “bolluk ve bereketten” sorumlu Yay burcunun doğal evidir. Zuckerberg’in haritasında 9.ev gibi şanslı ve bereketli bir evde genel parasal kısmet veren bir burç var, Boğa. Hem de Güneş burcu Boğa.
Ve üstelik kendisi üniversite hayatındayken “Facebook”u kurmuş. 9.ev üniversiteyi de temsil eden ev olunca, ta gençken, o yıllarda zenginliği kafaya koymuş ve ilk adımlarını atmış Harvard’da. Boğa Güneş’inin yanında kendi yönettiği burçta Venüs olunca da, değme keyfine! Üniversite yıllarında parlaması ve yayıncılık işiyle zengin olması için daha ne olsun..
Haritasına bakmaya devam ediyoruz… 2.ev para evinde Terazi var. Terazi’nin de yönetici gezegeni Venüs diye hatırlarsak, Venüs’ünün Güneş’inin yanında Boğa’da 9.evde olması paraya para katması için yeterli sebep diyorum.
Venüs’ün 2.evinin yöneticisi olması ve Güneş’le beraber 9.evde olması, üniversite yıllarında başlayan yayıncılık kariyeri ve bundan zengin olmasını anlatıyor.
Velhasıl, Zuckerberg “kendi başarısı ve parasıyla” zengin olanlardan.
Bu arada, Venüs 8.evinin sınırında, 9.eve yakın, bu astrolojide 9.evde kabul edilir, sınırda olduğu için. Ama ben 8.evde, ama 9.evi de etkiler diye yorumlarım her zaman. 8.ev “başkalarının parası, ortak işler”le alakaldır. Zaten Zuckerberg kendisiyle beraber 3 kişi başlamışlar Facebook’u kurmak işine. Haritası da, ortak işlerin, başkalarıyla işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Ayrıca Yükselen burcu Başak’ın yöneticisi Merkür Koç’ta ve 8.evinde. Bu da işbirliği, ortaklık anlamına gelir. Merkür’ü açısız haritada. Bu da ayrıca bir iş yapmak için başkalarına ihtiyacı var anlamına gelir.
Bir not düşmek isterim. Zuckerberg’in haritasında Klasik Astroloji’ye göre kötü kabul edilen bazı göstergeler var.
Bunlardan biri, bir burcun 29 derecesinde bulunan gezegeni “kaput” kabul eder Klasik Astroloji. Tabii, bu özelliği de vardır kesinlikle. Ancak insanlar hep bu yönüne odaklanır 29 derecenin, halbuki başka yönü de vardır. Ruhsal Astrolojide, 29 derece çok kadersel bir derecedir. Geçmiş hayatlara bile dayandırılır. Bu cepheden bakınca, Zuckerberg’in Yükselen Başak ve 10.ev “kariyer” evinin yöneticisi Merkür’ün Koç’ta 29 derece olmasının anlamını, kadersel bir kariyer ve kişisel yönelim diye yorumlayabiliriz ve bana göre, geçmiş hayatlarında öğrenmiş, deneyimle edinmiş ama tamamlamamış olduğu bir yeteneğini bu hayatta tamamlamaya gelmiş.
Bir diğer negatif gösterge, Jüpiter’in Oğlak burcunda çok para vermediği, kısmeti kestiği yönünde yorumlanmasıdır Klasik Astrolojide. Bu anlamı ne kadar doğrudur bilemem. Test etmedim bunu çünkü. Ama başka yönü ve anlamıyla baktığımızda, Jüpiter “bir şey kurmak” ve “yönetmek”le alakalı burç Oğlak’ta bence parasal sermayesiyle bir iş kuran kişiye de işaret edebilir. Veya kazandığı parayla iş kuran, birikim yapan kişi.
Zuckerberg’in haritasında, Jüpiter Oğlak’ta 4.evinde, yuva evinde ve Retro. Retro olması olasılıkla ailesinde bu derece zenginlik yoktu anlamına gelebilir.
Diğer yandan, Jüpiter aynı zamanda haritasında 7.ev “eş, ortaklar, işbirliği”ni yöneten evde bulunan Balık burcunun da yönetici gezegeni. Ve Jüpiter’in Venüs’üyle üçgen/olumlu açısına bakarsak, işbirliğinden kazanç, işbirliği, ortaklıkla yapılan işten zenginlik diye yorumlayabiliriz.
Ayrıca, ne kadar ilginçtir ki, Zuckerberg’in kurduğu ve zengin olduğu işin türü Yayın ve internetle alakalı, ki Jüpiter de zaten “yayın, geniş ağlar”ı temsil eder.
Ve en ilginç olanı ise, kurduğu internet sitesi: Facebook. Kişilerin aile, akraba ve yakın arkadaşlarıyla bağlantı kurduğu sanal ortam. Tıpkı bir yuva gibi. Jüpiter’i de 4.ev yuva evinde!
Jüpiter’in 4.ev yuva evinde olmasının diğer anlamına gelirsek, bu sanırım onunla beraber ailesinin de zengin olduğunu gösterir. Yani, ailesini zengin eden kişi. Ayrıca 7.ev eş evini yöneten Balık’ın yöneticisi olduğunu hatırlarsak, eşi de ondan dolayı zengin olan kişi demektir.
Ancak Jüpiter’in 4.evde olması, ailesinin de maddi olarak iyi olduğunu gösterir her şeye rağmen, onu da not düşeyim.
Özetle, 4.evini Yay yönetiyor, 4.evinde Oğlak’ta Jüpiter (Yay’ın yöneticisi) ve çok güçlü ve iyi pozisyonda olan Venüs’ü ile süper güzel bir açı yapıyor. Bu durumda, ona zengin olmak düşüyor…😊
alıntı