29 Nisan 2018 Pazar

Berat kandilinde bolluk ve bereket dualarını çok okuyalım kabul olur...

Herkesin Berat kandilini kutlarım. Bu gece günahlarımızdan bol tövbe edelim inşallah.. Bolluk ve bereket duaları çokça kabul edilen kadir gecesi kadar güzel bir gecedir. Bol Kuran okuyup ibadet edelim. Allahın Selamı üzerimize olsun. Sevgilerimle..

27 Nisan 2018 Cuma

Gezegenlerin Etkisindeyiz..

Evren insanı içinde taşır,insansa evreni içinde taşır.İnsan fiziksel olarak evrenin bir yansımasıdır.İçinde bulunduğumuz büyük sistemin yansımasını insanın vücüdunda görmek mümkündür.Örneğin ellerimizin her bir parmağı bir gezegeni temsil eder.Başparmak kendimizi yani yükselen burcumuzu gösterir.İşaret parmağı Jüpiterin parmağıdır,orta parmağımız Satürnün kontrolündedir ,yüzük parmağımız Güneşin kontrolündedir,küçük parmağımız ise Merkürün kontrolü altındadır.Parmaklarımızın büyüklüklerine,genişliklerine, şekillerine,üzerlerinde olan izlerine göre haritamızda herhangi bir gezegenin iyi mi yada kötü mü yerleşmiş olduklarını bulabiliriz.Ayrıca yüzümüz gezegenlerin yansıma noktalarından biridir.Eski zamanlardan beri bizde ve diğer kültürlerde ilm-i sima olarak tabir edilen bir ilim vardır,yani yüz okuma ilmi..Bu ilim de alnımızda 7 gezegene (Sırasıyla:Ay-Merkür-Venüs-Güneş-Mars-Jüpiter-Satürn) tekabül eden 7 adet çizginin olduğu kabul edilir ve bu çizgilerin şekillerine,uzunluklarına,kısalıklarına göre insanın yüzünden kişinin hayatına dair çeşitli kehanetler yapılır ve bu kehanetler çok isabetli kehanetlerdir.Yani kişinin kaderi 'alnında' yazılıdır.Aynı şekilde yüzde ki çeşitli öğeler çeşitli gezegenlere tabidir,örneğin burnumuz Mars yönetimindedir,ağzımız Merkür yönetimindedir,çenemiz Satürn yönetimindedir.Örneğin çenesi sivri ve çıkıntılı olanlar Satürn etkisini baskın şekilde hissettikleri için çok hırslı olurlar.Vücudumuz tamamen gökyüzüne odaklıdır,vücudumuz 12 burcun yönetimi altındadır.Baş kısmımız Koç burcunun yöneticiliği altındadır,boğazımız Boğa burcunun kontrolündedir,omuzlarımız İkizler burcunun yönetimindedir, Göğüs bölgemiz,akciğerlerimiz Yengeç burcunun yönetimindedir, Kalbimiz ve midenin üst kısmı Aslan burcunun yönetimindedir, Bağırsaklarımız Başak burcunun yönetimindedir.Böbreklerimiz Terazi burcunun yönetimindedir,Cinsel organlar Akrep burcunun yönetimindedir,Dolaşım sistemi ve kalça bölgesi Yay'ın yönetimindedir,Dizlerimiz Oğlak burcunun yönetimindedir, Basenler ve bilekler Kova burcunun yönetimindedir,Ayaklarımız ise Balık burcunun yönetimindedir.Bu bilgiler ışığında insanın vücudunda neler olup bittiği kolayca görülebilir,örneğin doğum haritasında Başak burcunda zararlı konumları olan biri 'bağırsakları' ile ilgili sağlık problemleri yaşar.İnsan tam olarak gökyüzünün yeryüzünde ki yansımasıdır.İnsan ve gökyüzünü(Evreni) birbirinden ayrı düşünmek imkansızdır.       Alıntı.

17 Nisan 2018 Salı

Üveysilik Tehlikesi..

 Bazı internet siteleri aracılığı ile insanları “üveysilik” adı altında, yaşayan bir şeyhe bağlı olmadan ölmüş evliyanın ruhundan istifade ederek zikir çekmesi için birtakım talimatlar veriliyor.
   Bize gelen şikayetler üzerine bu meseleyi tetkik edip insanları ikaz etme ihtiyacı hasıl oldu.
    Sitelerini ve konuşmalarını araştırdığımız kadarıyla bunların
Metodu:
1- Bazı şeyleri uygulayarak ölmüş evliyanın ruhuyla görüşülmesi
2- Ve onların manevi eğitimi(!)
3- Zikir dersleri
4- Zikir çekmek için illa da bir şeyhe ihtiyaç yokmuş
   Neler oluyormuş?
1- Bazı zatlarla rüyada görüşüyorlarmış
2- Zikirden zevk almaya başlıyorlarmış
3- Kurt köpek yılan gibi değişik varlıklar görmeye başlıyorlarmış 
4- Allah’ın rahmeti çok ama çok bol olduğu için cehenneme girmeyeceklerine inanıyorlar.
ŞEYTANIN OYUNCAĞI HALİNE GELMEK
   Bunların ortaya çıkardığı bu yolun batıl bir yol olduğunu maddeler şeklinde sıralayalım:
1- Üveysilik haktır ama üveysilik alınan, gayret gösterilerek elde edilen bir şey değildir. Kişinin manevi olarak kabiliyeti neticesinde vefat eden Allah dostlarının himmetine mazhar olması sebebiyle üveysi olunur. Dolayısıyla ben üveysi olacağım diye yapılacak bir uygulama yoktur.
2- Rüyada bazı zatlarla görüşüleceği ve görüştüklerini söylemektedirler. Ancak gördükleri kişi gerçekten de o mudur bilmemektedirler. Çünkü Şeytan Peygamberimiz hariç herkesin suretine girebilmektedir. Aslında o zatların suretine de Allah dostları olmaları sebebiyle giremez ama onları görmediği için insanlar rüyada kendisi “ben şuyum” diye takdim eden kişiyi öyle zanneder. Bu da şeytanın oyunlarındandır.
3- Üveysi olduklarını iddia ediyorlar ama siteye birinin yazdığı zikirleri çekiyor, sohbet eden bir adamın sözlerini dinliyorlar. Yani o zikirleri, metodu kim oraya yazmışsa aslında ona mürid olmuşlar haberleri yok kendilerini üveysi zannediyorlar. Orada sohbet eden kişiyi de rehber olarak yani mürşid olarak benimsemiş oluyorlar.
   Daha doğrusu bu uyduruk yolu kuranlar kendilerini açıkça şeyh ilan etmiyor ama kendi koydukları zikir derslerini çektiriyor, kendi söylediklerini yaptırıyorlar. Kendilerine yönlendiriyor sohbetlerinin izlenmesi telkininde bulunuyorlar.
   Gerçek üveysilikte ise bu şekilde bir aracı olmaz, zikir dersini bir internet sitesinden almaz.
4- Zikir zevk verir insanı belli bir yere kadar da götürür ancak hakiki bir mürşid olmayınca Şeytana maskara olur insan haberi olmaz. Nasıl mı?
-Bu kişiler işin sadece zikir boyutuna bakıyorlar. Halbuki tarikat/tasavvuf yani Allah’ı zikretme yolu İslam’ı Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içinde taviz vermeden yaşamakla birlikte Allah’a yakın olmak içindir. Zevk almak için değildir.
-Şeriatı yaşamaya yönlendirecek bir rehber de yoksa zevk aldığı için doğru yolda olduğunu, erdiğini zannederler. Böyle olunca da işlediği şeriatsızlıkları bir suç olarak görmez.
-Bunun bir delili olarak sitelerinde sohbet veren kişi bir kadınla sohbet yapmaktadır. Halbuki böyle bir hal caiz değildir. Şeriat bunu yasaklamıştır.
-Yine açık boyalı kadınlar üveysi olduklarını iddia edip yaşadıklarını anlatmaktalar ama İslam’ın emirlerini yerine getirmemekteler. Bunda da bir zarar görmemekte hatta zikirden aldıkları zevke binaen doğru yolda olduklarını zannetmekteler.
5- Bazı bu uyduruk yola girenlerden müşahede ettiğimiz kadarıyla da Şeytanın onları Allah’ın rahmetiyle kandırdığını anlıyoruz. Zikrin zevkinden ve rüyada bazı zatlarla görüştüğünden bahseden kişi namazını kılmıyordu ve bundan çok da muzdarip değildi. Daha fenası ise Allah’ın rahmetinin çok geniş olup bu rahmeti sebebiyle kendisini cehenneme sokmayacağını iddia ediyordu.
   Bu da yine Şeytana maskara olduklarını gösteren bir şeydi.
6- Zikir insanda nur meydana getirir. Bu nur cin gibi varlıkları çeker. Hakiki bir mürşidin manevi kalkanı altına girmeyince bu varlıkların musallat olması da kaçınılmazdır. Bu sebeple de yılan kurt gibi varlıklar görünüp rahatsızlık vermeye başlar. Aslında bunlar cindir.
   (sitelerinde bu varlıkların nefislerini temsil eden şeyler olduğu gibi bir kandırmaca yorumda bulunmuşlar)
MÜRŞİDE NE GEREK VAR(!)
   Bakın sonradan ortaya çıkan akımlar bize hep aynı mesajı veriyor. Birileri tarikat/tasavvuf şirk diyerek din adına bu müesseseleri baltalamaya çalışırken birileri de Mürşide gerek yok al sana üveysilik diyerek mürşidlerden bu şekilde uzaklaştırma çabası içine giriyor.
   Halbuki yaşayan bir mürşide bağlanmak niçin zorunuza gidiyor? Hedef zikir ise zikir var, rabıta ise o da var. Görmek istiyorsanız hayatta. Sohbetleri, nasihatleri kitaplar dolusu.
  Üveysilik niye?
  Bu bir perde…
   Yukarıda dediğimiz gibi siteye yazılan zikirleri uygulamakla zaten üveysi olunmuyor o zikirleri yazanın müridi olunuyor. Orada sohbet veren kişi şeyh olarak benimsenmiş olunuyor ki amaç da bu zaten. “gelin müridim olun” denmiyor, üveysilik adı altında mürid toplanıyor. Kendini üveysi zannedenler de böyle avunuyor.
www.ihvanlar.net
GÜNCELLEME NOTU: Üveysi adındaki gurup bu yazıdan çok rahatsız olmuş ki bizlere hakaret edip saldırıya geçiyorlar. Bu yazı bütün maskelerini düşürmüştür. Allah dostlarına terbiyesizce dil uzatan mahluklar olduklarını bu şekilde müşahede etmiş olduk. “Üveysilik” tamamen bir perde ve gaye çok başka… NOT: Kendileri beni de bu saçma akıma davet ettiler kabul etmedim diye saçma sapan yerlerde karalama politikalarını sürdürüyorlar bazıları. Susuyorum ki Allah konuşsun diye yoksa aciz bir insan değilim çok şükür. Zorla üveysi mi olacağım !!! Herkes ibadetinde özgürdür !!!

30 Mart 2018 Cuma

ASTROLOJİ-31Mart 2018 Dolunayının bizlere etkisi..

31 Martta Terazinin 10 derecesinde dolunay gerçekleşecek. Güneş dolunayda haliyle dolunayın gerçekleştiği Terazinin zıt burcu Koçta 10 derece olacak.
Dolunaylar bize daha önce başladığımız bir hedef veya konuyu ya sonuçlandırma, tamamlama ya da gelinen noktada neredeyiz, sonuca gitmek için neler yapmalıyızın hesabını yaptırır.
Dolunay anı haritasının Yükseleni Aslan burcu. Aslanın yöneticisi Güneş Koçta ve dolunayın zıt burcunda olunca Güneşin hayli önemli aktör olduğunu görüyoruz burada.
Koç Güneş zaten başlamak, öncülüğünü yapmak, kendi yolunda gitmek, bir konuda atılmak veya savaşmak enerjisini temsil eder.
Dolunay haritasında, Koçta bulunan Güneş, Merkür, Terazi Dolunay ve Oğlakta bulunan Mars ve Satürn arasında büyük bir T-kare oluşturmakta. Bu çıkılmakta zorlanılan bir gerilim, zorlayıcı bir mücadele de belli bir noktada takılmaya işaret etmekte. Yani, hedef veya konu neyse tıkanmış demektir bu durumda. İşin içinden çıkılması zor bir durum özetle.
Yükselen Aslan 26 derecede, bu derecede “moral bozukluğu”na işaret eden bir sabit yıldız var. Aslan güçlü olmak, pozitif güven ve başarma arzusu, rütbe, statü, gücü elinde tutmak vs ile ilgili olsa da, karşı taraf veya başkalarının talepleri ve gücü hayli zorlayıcı. İki güçlü tarafın karşı karşıya gelmesi durumu var burada.
Bu tıkanan noktadan çıkmanın yolu var mı? Var görünüyor.
Dolunayın bulunduğu Terazinin yöneticisi Venüs’e bakınca, Venüs dolunay günü, güçlü olduğu ve yönettiği bir başka burç Boğa’ya geçiyor! Venüs burada kilit nokta!
Parayı veren düdüğü çalar!
Açıkçası, bu çatışma para konusu halledilince tıkanıklıktan çıkar anlamına gelmekte.
Tabii başka unsurlar da var burada.
Çatışma yaşadığınız konuda, tıkanıklıktan çıkmak, sağlıklı yol bulmak için, parasal şartlarınızı, kendi değerlerinizi ve kendinize güveni ortaya koymak durumundasınız. Bu da sizi çatışmayı zorlamak yerine, bodoslama dalmak yerine, daha akılcı kararlara sevk eder.
Belki de, yaşadığınız para krizidir, bu çatışma size yeni para kaynaklarını bulmak konusunda ışık tutacaktır!
Venüs istikrarlı parasal kazanç kaynağına işaret ediyor. Bunun yolunu bulup sıkıntıyı aşmak çözüm yolu görünüyor.
Ve ayrıca, Venüs paraya işaret ederken, arka planda, kendine içsel güvenin tam olursa, başarırsın, mesajı veriyor.
Dolunayda dikkat etmemiz gereken şeyler neler?
Mars-Satürn kavuşumu sakarlık, kaza, sağlık problemlerine ve ayrıca yasal konularla ilgili sıkıntıya işaret edebilir.
Yasal konuda ihmal ettiğiniz konu önünüze gelebilir, ihmalin faturası olur. Ancak Venüsün akabinde Mars ve Satürnle güzel açısı, maddi konuda yasal problemin halledilebileceğini göstermekte.
Dolunayda en önemi konu; sağlık!
Uğraştığınız, çabaladığınız şeyin bedeli sağlık olmasın!
Yani, çok istediğiniz bir şeyin neye mal olacağını hesap etmeniz gerekir. Sağlığınızı yıptarak elde etmek doğru olmaz. O zaman ya istediğiniz şeyde bir sorun vardır ya da o şeyi elde etme mücadele şeklinde bir sorun vardır.. Bunları sorgulayıp, olması gereken sağlıklı yolu seçmektir.
Özetlersem;
Bu dolunayda, Güneş Koçta, yüceldiği burçta, Mars keza Oğlakta, yüceldiği burçta, Venüs kendi burcunda güçlü, Satürn kendi burcunda güçlü olduğu konumda. Sakinlik, uzak vadede akıllı plan, soğuk kanlılık, planlı ve kararlı bir şekilde hedefe odaklılık, bütün bunları bir araya getirdiğimizde, zoru başarmak durumu ortaya çıkabilir görünüyor… Zorlu bir mücadeleden çıkmak.. Ve çatışmaya rağmen hedefe ulaşmak mümkün. Bunun maddi-manevi ödülü veya bedeli neyse o da akabinde gelecektir.
Dolunayda işten çıkma veya ilişkilerin kopma riski oluşabilir, çatışma büyütülürse.
Dolunay, en çok burcun ilk 10 gününde doğan Öncü burçları etkiler yani Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak, ayrıca Aslan ve Kovaları da etkileyecektir. Burcu, Yükseleni veya Ay burcu bu burçlarda olan daha bilinçli ve esnek olmalı ve yapması gerekeni yapmak konusunda sorumluluk almalı. Sorumluluğu başkasından beklemeden veya suçu başkasından bulmadan…
Bu dolunayda attığınız adımlar, akabinde ilerleyen zamanda yepyeni bir sayfa açabilir hayatınızda!..Alıntı. Sevgilerimle..

2 Mart 2018 Cuma

Ağaç Dikmek Sevaptır Sadakadır..

Agaç dikmenin faydalari



Aİlahü'-Teâlâ'nın biz kullanna ihsan ettiği nimetler, sayılmayacak kadar çoktur. Bunlardan biri de ağaçtır.

Ağaç, gölgesiyle sefa, meyvesiyle gıda, odunuyla hararet, ürünüy¬le ticaret vasıtasıdır. O, her şeyi ile büyük bir nimettir.

Evimizin çatısından kapısına kadar ağaca ihtiyaç vardır. Hayata göz açan çocuğun beşiği ve -hayâta veda eden ölünün tabutu hep ağaç istemektedir. Ağacın faydaları çok cepheli ve pek yaygındır.

Ağaç; yağmurların zamanında ve düzenli olarak yağmasına vesi¬ledir. Ağacı olmayan yerler, ya hiç yağmur almayarak bozkır haline gelir; yahut düzensiz yağış sebebiyle felâketlere sahne olur.

Ağaç, Kerim olan, Rahmanımızın kullan için açtığı bir rızık sof-rasıdır. Allah Teâlâ ağaçlarda biz kullarına çeşitli nimetler ihsan et¬mektedir, insanlar bu nimetlerden faydalanarak hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar.

Yeşil dallı ağaçlara ibretle baktığımız zaman, bir çekirdekten ko¬ca bir ağacın nasıl meydana geldiğim düşünür, Aîlahü Teâlâ'mn kud¬retini müşahede ile bize olan ihsanının büyüklüğünü anlarız.

Ağaçsız dağların topraklan, yağmurların akıntısına kapılarak de¬relere iner; tepeler çıplak kalır. Sel suları, araziyi bataklık ve sazlık haline getirir. Sivrisinek ve benzeri zararlı hayvanların türemesine ve üremesine sebep olur. Sıtma ve benzeri hastalıklar çoğalır, halkın' sağlığı tehlikeye düşer.
Ağaç; esen rüzgârın hızını keser, yolların tozunu süzer ve terte¬miz bir havayı bize gönderir. Ayrıca toprağın değerli kısımlarının fır¬tınalarla tozuyup azalmasını önler.

Ağaç, sadece bir odun ve kereste olarak düşünülmemelidir. O sıh¬hat kaynağı, ticaret ve kazanç maddesidir.


Aziz mü'minler!

Cenab-ı Hak okumuş olduğum âyet-i kerimede buyuruyor ki:

«Ki onda (türlü) meyve (ler),. tomurcuktu hurma ağaç (lar) samanlı tane (ler), hoş kokulu nebat (lar) vardır» (1).

Ağaç, kökleriyle bir tulumba gibi suları çekerek bataklığı kuru¬tur, araziyi işlenebilecek hâle getirir ve toprağın verimini artırır. Ağaçsız ülkenin sıcağı- fazla, soğuğu çok sert olur. Ağaçlık yerlere bol yağmur düşer. Yağmur, cayırı geliştirir. Çayır ve çimen bol olunca hayvancılık ve buna bağlı ziraat kollan gelişir.

Ashâbtan Ebü'd-Derdâ (r.a.) Şam'da bulunuyordu. T3ir gün, ağaç diktiği sırada yanına bir kişi geldi ve:

«Sen Resûlullah'ın ashabından olduğun halde (böyle) işlerle mi uğraşıyorsun?» dedi. O:
«Acele etme, (işimi bitirip seninle konuşacağım). Ben Resûlullahı şöyle söylerken işittim»:

«Kim bir fidan dikerse on (un meyvesin) den gerek insan gferek-se Allah'ın yarattığı herhangi bir mahlûk yedikçe onu diken kimse için bir sadaka (ecri yazılmış) olur» (2).
Hazret-i Peygamberin bu hadîs-i şerifi, Allah'ın emirlerine sada¬katin ve taşanlara,- hayvanlara faydalı olmanın bir çeşit sadaka ol¬duğunu açıkça göstermektedir.
«Kim bir ağaç dikerse Allah Teâlâ o ağaçtan çıkacak meyve mik-darmca o kimseye ecir (vei sevap) yazar». (3), hadîs-i şerifi bu hu¬susu daha açık olarak ifade etmektedir
Ağaç dikmekte vâd olunan ecir ve uhrevî mükâfat ne kadar bü¬yük ise, ağaç kesmekteki tehdid-i Nebevi o nisbette korkunç ve deh-şet vericidir. Şu hadis-i şerife dikkat buyurunuz:

«(Halkın faydalandığı) bir ağacı keseni, Allah başı aşağı cehen¬
neme atar» (4).


Ağaç dikmenin ehemmiyeti çok ilerdedir. İnsan, ne kadar meşgul olsa ve yaşı geçmiş bulunsa bu vazifeyi ihmal etmemelidir. Resûlul-iah Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
«Eğer birinizin elinde (dikeceği) bir hurma fidanı bulunurken kı¬yamet alâmetleri ayağa kalkarsa onu dikecek kadar ayakta durma¬ğa ancak gücü yetse bile o fidanı diksin» (5).
Yaşlı bir adam, ağaç dikmekle meşgul bulunduğu sırada oradan padişah geçiyordu. Bu, iki büklüm olmuş ihtiyarın ağaç dikmesinden memnun kaldığı için kendisiyle konuşmak ihtiyacını duydu ve dedi ki:
«Ey ihtiyar, ağaç dikiyorsun amma meyvesini göreceğini zannet¬miyorum». ihtiyar cevap verdi:

«Biz, dikilmiş bulduk ve yedik; bizden sonrakiler de bizim dikti¬ğimizden yesinler». Bu söz padişahın hoşuna gitti ve bir kese altın verilmesini söylemiş, ihtiyar adam:
«Başkalarının ağaçlan, bir mevsimde bir defa meyve verir, benim ağaç iki defa meyve verdi» demiş. Padişah vezirine bir kese daha al¬tın verilmesini emretmiş, vezir altını ihtiyara verirken padişaha:

"«Bu, gün görmüş ihtiyarın sözlerine hazineler yetişmez» diyerek hükümdarı oradan uzaklaştırmış.

Bir kimse, dikmiş olduğu ağacı sabır ve dikkatle büyütmeli ve meyve verecek hale gelinceye kadar üzerine düşeni yapmalıdır.
Cenab-ı Hak, şu âyet-i kerimelerde ağacın yağmuruna olan: ihtiya¬cını ve yağmurun nebatın yetişmesine nasıl vesile olduğunu bakınız ne beliğ bir üslûp ile açıklamaktadır:

«Hakikat biz o suyu (yağmuru) bol bol döktük. Sonra tonrağî iyi¬den iyi yardık. Bu suretle ondan daneler bitirdik. Üzünı (ler) , yonca (lar), zeytin (ler), hurmalık (lar), ssk ve bol ağaçlı (diğer) bahçeler, meyve (ler) nıer'alar bitirdik. (Bütün bunlan biz) hem sizi hem de davarlarınızı fâidelendirmek için (yaptık)» (6).

(4) Beyhâkl.
(5) Buhârl.
(6) Sûre-i Abese. 25-32.

Yüce mevlâmızın cennetten bahseden âyetleri de hep ağaçlar, -meyveler ve yeşillikleri tasvir etmektedir. Şu halde ağaç iki ciha-•.ı zineti ve saadetidir!.. Alıntı..

5 Ocak 2018 Cuma

Felaketleri Önlemek İçin..

Herhangi bir felakete şahit olan mümin, kıbleye yönünü çevirir,ellerini namazdaki gibi bağlar ve ezan okursa,yahut ezan bilmeyenler şehadet getirirse o felaket rahmete dönüşür..Dolu yağarken yağmur oluşur,yangın kontol altına alınır,kavga varsa sukunet oluşur.Çünkü bu efal şeytanların işini zorlaştırır yahut imkansız hale getirir .Şerri hayra tebdil eder.herkes hayatında bunu test edebilir. Nasılsa sürekli şer etrafımızda kol geziyor.. Ezanın sözleri ve bu sözlerin kısaca mânaları şöyledir:

اللّهُ اَكْبَرُ  اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber.

  اللّهُ اَكْبَرُ  اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber.

 اَشْهَدُ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ  Eşhedü en lâ ilâhe illâllah

  اَشْهَدُ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ Eşhedü en lâ ilâhe illâllah

                            اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدَاً رَسُولُ اللّه  Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدَاً رَسُولُ اللّه  Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah

  حَىَّ عَلَى الصَّلاةِ Hayye ale`s-Salâh  حَىَّ عَلَى الصَّلاةِ  Hayye ale`s-Salâh



   حَىَّ عَلَى الْفَلاحِ Hayye ale`l-Felâh  حَىَّ عَلَى الْفَلاحِ   Hayye ale`l-Felah

اَللّهُ اَكْبَرُ  اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber  لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ  Lâ ilâhe illâllah.
"Allah en büyük ve en yücedir. Allah`tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehâdet ederim. Muhammed`in (asm) O`nun Resûlü olduğuna da şehâdet ederim. Haydin namaza! Haydin kurtuluş ve felâha! Allâh en büyük ve en yücedir. Allah`tan başka hiçbir ilâh yoktur." Öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde ezan bu şekilde okunur. Sadece sabah namazında Hayye ale`l-Felâh dendikten sonra iki kere de: Es-Salâtü hayrün mine`n-nevm: Namaz uykudan hayırlıdır, denilir. Bu ilâveyi Peygamberimiz Hz. Bilâl`e emretmiştir. Uyku dünya rahatını, namaz ukbâ saâdetini te`min ettiğinden ve ukba rahatı, dünya rahatından efdal olduğundan böyle denmiştir. Alıntı.