17 Nisan 2018 Salı

Üveysilik Tehlikesi..

 Bazı internet siteleri aracılığı ile insanları “üveysilik” adı altında, yaşayan bir şeyhe bağlı olmadan ölmüş evliyanın ruhundan istifade ederek zikir çekmesi için birtakım talimatlar veriliyor.
   Bize gelen şikayetler üzerine bu meseleyi tetkik edip insanları ikaz etme ihtiyacı hasıl oldu.
    Sitelerini ve konuşmalarını araştırdığımız kadarıyla bunların
Metodu:
1- Bazı şeyleri uygulayarak ölmüş evliyanın ruhuyla görüşülmesi
2- Ve onların manevi eğitimi(!)
3- Zikir dersleri
4- Zikir çekmek için illa da bir şeyhe ihtiyaç yokmuş
   Neler oluyormuş?
1- Bazı zatlarla rüyada görüşüyorlarmış
2- Zikirden zevk almaya başlıyorlarmış
3- Kurt köpek yılan gibi değişik varlıklar görmeye başlıyorlarmış 
4- Allah’ın rahmeti çok ama çok bol olduğu için cehenneme girmeyeceklerine inanıyorlar.
ŞEYTANIN OYUNCAĞI HALİNE GELMEK
   Bunların ortaya çıkardığı bu yolun batıl bir yol olduğunu maddeler şeklinde sıralayalım:
1- Üveysilik haktır ama üveysilik alınan, gayret gösterilerek elde edilen bir şey değildir. Kişinin manevi olarak kabiliyeti neticesinde vefat eden Allah dostlarının himmetine mazhar olması sebebiyle üveysi olunur. Dolayısıyla ben üveysi olacağım diye yapılacak bir uygulama yoktur.
2- Rüyada bazı zatlarla görüşüleceği ve görüştüklerini söylemektedirler. Ancak gördükleri kişi gerçekten de o mudur bilmemektedirler. Çünkü Şeytan Peygamberimiz hariç herkesin suretine girebilmektedir. Aslında o zatların suretine de Allah dostları olmaları sebebiyle giremez ama onları görmediği için insanlar rüyada kendisi “ben şuyum” diye takdim eden kişiyi öyle zanneder. Bu da şeytanın oyunlarındandır.
3- Üveysi olduklarını iddia ediyorlar ama siteye birinin yazdığı zikirleri çekiyor, sohbet eden bir adamın sözlerini dinliyorlar. Yani o zikirleri, metodu kim oraya yazmışsa aslında ona mürid olmuşlar haberleri yok kendilerini üveysi zannediyorlar. Orada sohbet eden kişiyi de rehber olarak yani mürşid olarak benimsemiş oluyorlar.
   Daha doğrusu bu uyduruk yolu kuranlar kendilerini açıkça şeyh ilan etmiyor ama kendi koydukları zikir derslerini çektiriyor, kendi söylediklerini yaptırıyorlar. Kendilerine yönlendiriyor sohbetlerinin izlenmesi telkininde bulunuyorlar.
   Gerçek üveysilikte ise bu şekilde bir aracı olmaz, zikir dersini bir internet sitesinden almaz.
4- Zikir zevk verir insanı belli bir yere kadar da götürür ancak hakiki bir mürşid olmayınca Şeytana maskara olur insan haberi olmaz. Nasıl mı?
-Bu kişiler işin sadece zikir boyutuna bakıyorlar. Halbuki tarikat/tasavvuf yani Allah’ı zikretme yolu İslam’ı Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içinde taviz vermeden yaşamakla birlikte Allah’a yakın olmak içindir. Zevk almak için değildir.
-Şeriatı yaşamaya yönlendirecek bir rehber de yoksa zevk aldığı için doğru yolda olduğunu, erdiğini zannederler. Böyle olunca da işlediği şeriatsızlıkları bir suç olarak görmez.
-Bunun bir delili olarak sitelerinde sohbet veren kişi bir kadınla sohbet yapmaktadır. Halbuki böyle bir hal caiz değildir. Şeriat bunu yasaklamıştır.
-Yine açık boyalı kadınlar üveysi olduklarını iddia edip yaşadıklarını anlatmaktalar ama İslam’ın emirlerini yerine getirmemekteler. Bunda da bir zarar görmemekte hatta zikirden aldıkları zevke binaen doğru yolda olduklarını zannetmekteler.
5- Bazı bu uyduruk yola girenlerden müşahede ettiğimiz kadarıyla da Şeytanın onları Allah’ın rahmetiyle kandırdığını anlıyoruz. Zikrin zevkinden ve rüyada bazı zatlarla görüştüğünden bahseden kişi namazını kılmıyordu ve bundan çok da muzdarip değildi. Daha fenası ise Allah’ın rahmetinin çok geniş olup bu rahmeti sebebiyle kendisini cehenneme sokmayacağını iddia ediyordu.
   Bu da yine Şeytana maskara olduklarını gösteren bir şeydi.
6- Zikir insanda nur meydana getirir. Bu nur cin gibi varlıkları çeker. Hakiki bir mürşidin manevi kalkanı altına girmeyince bu varlıkların musallat olması da kaçınılmazdır. Bu sebeple de yılan kurt gibi varlıklar görünüp rahatsızlık vermeye başlar. Aslında bunlar cindir.
   (sitelerinde bu varlıkların nefislerini temsil eden şeyler olduğu gibi bir kandırmaca yorumda bulunmuşlar)
MÜRŞİDE NE GEREK VAR(!)
   Bakın sonradan ortaya çıkan akımlar bize hep aynı mesajı veriyor. Birileri tarikat/tasavvuf şirk diyerek din adına bu müesseseleri baltalamaya çalışırken birileri de Mürşide gerek yok al sana üveysilik diyerek mürşidlerden bu şekilde uzaklaştırma çabası içine giriyor.
   Halbuki yaşayan bir mürşide bağlanmak niçin zorunuza gidiyor? Hedef zikir ise zikir var, rabıta ise o da var. Görmek istiyorsanız hayatta. Sohbetleri, nasihatleri kitaplar dolusu.
  Üveysilik niye?
  Bu bir perde…
   Yukarıda dediğimiz gibi siteye yazılan zikirleri uygulamakla zaten üveysi olunmuyor o zikirleri yazanın müridi olunuyor. Orada sohbet veren kişi şeyh olarak benimsenmiş olunuyor ki amaç da bu zaten. “gelin müridim olun” denmiyor, üveysilik adı altında mürid toplanıyor. Kendini üveysi zannedenler de böyle avunuyor.
www.ihvanlar.net
GÜNCELLEME NOTU: Üveysi adındaki gurup bu yazıdan çok rahatsız olmuş ki bizlere hakaret edip saldırıya geçiyorlar. Bu yazı bütün maskelerini düşürmüştür. Allah dostlarına terbiyesizce dil uzatan mahluklar olduklarını bu şekilde müşahede etmiş olduk. “Üveysilik” tamamen bir perde ve gaye çok başka… NOT: Kendileri beni de bu saçma akıma davet ettiler kabul etmedim diye saçma sapan yerlerde karalama politikalarını sürdürüyorlar bazıları. Susuyorum ki Allah konuşsun diye yoksa aciz bir insan değilim çok şükür. Zorla üveysi mi olacağım !!! Herkes ibadetinde özgürdür !!!

30 Mart 2018 Cuma

ASTROLOJİ-31Mart 2018 Dolunayının bizlere etkisi..

31 Martta Terazinin 10 derecesinde dolunay gerçekleşecek. Güneş dolunayda haliyle dolunayın gerçekleştiği Terazinin zıt burcu Koçta 10 derece olacak.
Dolunaylar bize daha önce başladığımız bir hedef veya konuyu ya sonuçlandırma, tamamlama ya da gelinen noktada neredeyiz, sonuca gitmek için neler yapmalıyızın hesabını yaptırır.
Dolunay anı haritasının Yükseleni Aslan burcu. Aslanın yöneticisi Güneş Koçta ve dolunayın zıt burcunda olunca Güneşin hayli önemli aktör olduğunu görüyoruz burada.
Koç Güneş zaten başlamak, öncülüğünü yapmak, kendi yolunda gitmek, bir konuda atılmak veya savaşmak enerjisini temsil eder.
Dolunay haritasında, Koçta bulunan Güneş, Merkür, Terazi Dolunay ve Oğlakta bulunan Mars ve Satürn arasında büyük bir T-kare oluşturmakta. Bu çıkılmakta zorlanılan bir gerilim, zorlayıcı bir mücadele de belli bir noktada takılmaya işaret etmekte. Yani, hedef veya konu neyse tıkanmış demektir bu durumda. İşin içinden çıkılması zor bir durum özetle.
Yükselen Aslan 26 derecede, bu derecede “moral bozukluğu”na işaret eden bir sabit yıldız var. Aslan güçlü olmak, pozitif güven ve başarma arzusu, rütbe, statü, gücü elinde tutmak vs ile ilgili olsa da, karşı taraf veya başkalarının talepleri ve gücü hayli zorlayıcı. İki güçlü tarafın karşı karşıya gelmesi durumu var burada.
Bu tıkanan noktadan çıkmanın yolu var mı? Var görünüyor.
Dolunayın bulunduğu Terazinin yöneticisi Venüs’e bakınca, Venüs dolunay günü, güçlü olduğu ve yönettiği bir başka burç Boğa’ya geçiyor! Venüs burada kilit nokta!
Parayı veren düdüğü çalar!
Açıkçası, bu çatışma para konusu halledilince tıkanıklıktan çıkar anlamına gelmekte.
Tabii başka unsurlar da var burada.
Çatışma yaşadığınız konuda, tıkanıklıktan çıkmak, sağlıklı yol bulmak için, parasal şartlarınızı, kendi değerlerinizi ve kendinize güveni ortaya koymak durumundasınız. Bu da sizi çatışmayı zorlamak yerine, bodoslama dalmak yerine, daha akılcı kararlara sevk eder.
Belki de, yaşadığınız para krizidir, bu çatışma size yeni para kaynaklarını bulmak konusunda ışık tutacaktır!
Venüs istikrarlı parasal kazanç kaynağına işaret ediyor. Bunun yolunu bulup sıkıntıyı aşmak çözüm yolu görünüyor.
Ve ayrıca, Venüs paraya işaret ederken, arka planda, kendine içsel güvenin tam olursa, başarırsın, mesajı veriyor.
Dolunayda dikkat etmemiz gereken şeyler neler?
Mars-Satürn kavuşumu sakarlık, kaza, sağlık problemlerine ve ayrıca yasal konularla ilgili sıkıntıya işaret edebilir.
Yasal konuda ihmal ettiğiniz konu önünüze gelebilir, ihmalin faturası olur. Ancak Venüsün akabinde Mars ve Satürnle güzel açısı, maddi konuda yasal problemin halledilebileceğini göstermekte.
Dolunayda en önemi konu; sağlık!
Uğraştığınız, çabaladığınız şeyin bedeli sağlık olmasın!
Yani, çok istediğiniz bir şeyin neye mal olacağını hesap etmeniz gerekir. Sağlığınızı yıptarak elde etmek doğru olmaz. O zaman ya istediğiniz şeyde bir sorun vardır ya da o şeyi elde etme mücadele şeklinde bir sorun vardır.. Bunları sorgulayıp, olması gereken sağlıklı yolu seçmektir.
Özetlersem;
Bu dolunayda, Güneş Koçta, yüceldiği burçta, Mars keza Oğlakta, yüceldiği burçta, Venüs kendi burcunda güçlü, Satürn kendi burcunda güçlü olduğu konumda. Sakinlik, uzak vadede akıllı plan, soğuk kanlılık, planlı ve kararlı bir şekilde hedefe odaklılık, bütün bunları bir araya getirdiğimizde, zoru başarmak durumu ortaya çıkabilir görünüyor… Zorlu bir mücadeleden çıkmak.. Ve çatışmaya rağmen hedefe ulaşmak mümkün. Bunun maddi-manevi ödülü veya bedeli neyse o da akabinde gelecektir.
Dolunayda işten çıkma veya ilişkilerin kopma riski oluşabilir, çatışma büyütülürse.
Dolunay, en çok burcun ilk 10 gününde doğan Öncü burçları etkiler yani Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak, ayrıca Aslan ve Kovaları da etkileyecektir. Burcu, Yükseleni veya Ay burcu bu burçlarda olan daha bilinçli ve esnek olmalı ve yapması gerekeni yapmak konusunda sorumluluk almalı. Sorumluluğu başkasından beklemeden veya suçu başkasından bulmadan…
Bu dolunayda attığınız adımlar, akabinde ilerleyen zamanda yepyeni bir sayfa açabilir hayatınızda!..Alıntı. Sevgilerimle..

2 Mart 2018 Cuma

Ağaç Dikmek Sevaptır Sadakadır..

Agaç dikmenin faydalari



Aİlahü'-Teâlâ'nın biz kullanna ihsan ettiği nimetler, sayılmayacak kadar çoktur. Bunlardan biri de ağaçtır.

Ağaç, gölgesiyle sefa, meyvesiyle gıda, odunuyla hararet, ürünüy¬le ticaret vasıtasıdır. O, her şeyi ile büyük bir nimettir.

Evimizin çatısından kapısına kadar ağaca ihtiyaç vardır. Hayata göz açan çocuğun beşiği ve -hayâta veda eden ölünün tabutu hep ağaç istemektedir. Ağacın faydaları çok cepheli ve pek yaygındır.

Ağaç; yağmurların zamanında ve düzenli olarak yağmasına vesi¬ledir. Ağacı olmayan yerler, ya hiç yağmur almayarak bozkır haline gelir; yahut düzensiz yağış sebebiyle felâketlere sahne olur.

Ağaç, Kerim olan, Rahmanımızın kullan için açtığı bir rızık sof-rasıdır. Allah Teâlâ ağaçlarda biz kullarına çeşitli nimetler ihsan et¬mektedir, insanlar bu nimetlerden faydalanarak hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar.

Yeşil dallı ağaçlara ibretle baktığımız zaman, bir çekirdekten ko¬ca bir ağacın nasıl meydana geldiğim düşünür, Aîlahü Teâlâ'mn kud¬retini müşahede ile bize olan ihsanının büyüklüğünü anlarız.

Ağaçsız dağların topraklan, yağmurların akıntısına kapılarak de¬relere iner; tepeler çıplak kalır. Sel suları, araziyi bataklık ve sazlık haline getirir. Sivrisinek ve benzeri zararlı hayvanların türemesine ve üremesine sebep olur. Sıtma ve benzeri hastalıklar çoğalır, halkın' sağlığı tehlikeye düşer.
Ağaç; esen rüzgârın hızını keser, yolların tozunu süzer ve terte¬miz bir havayı bize gönderir. Ayrıca toprağın değerli kısımlarının fır¬tınalarla tozuyup azalmasını önler.

Ağaç, sadece bir odun ve kereste olarak düşünülmemelidir. O sıh¬hat kaynağı, ticaret ve kazanç maddesidir.


Aziz mü'minler!

Cenab-ı Hak okumuş olduğum âyet-i kerimede buyuruyor ki:

«Ki onda (türlü) meyve (ler),. tomurcuktu hurma ağaç (lar) samanlı tane (ler), hoş kokulu nebat (lar) vardır» (1).

Ağaç, kökleriyle bir tulumba gibi suları çekerek bataklığı kuru¬tur, araziyi işlenebilecek hâle getirir ve toprağın verimini artırır. Ağaçsız ülkenin sıcağı- fazla, soğuğu çok sert olur. Ağaçlık yerlere bol yağmur düşer. Yağmur, cayırı geliştirir. Çayır ve çimen bol olunca hayvancılık ve buna bağlı ziraat kollan gelişir.

Ashâbtan Ebü'd-Derdâ (r.a.) Şam'da bulunuyordu. T3ir gün, ağaç diktiği sırada yanına bir kişi geldi ve:

«Sen Resûlullah'ın ashabından olduğun halde (böyle) işlerle mi uğraşıyorsun?» dedi. O:
«Acele etme, (işimi bitirip seninle konuşacağım). Ben Resûlullahı şöyle söylerken işittim»:

«Kim bir fidan dikerse on (un meyvesin) den gerek insan gferek-se Allah'ın yarattığı herhangi bir mahlûk yedikçe onu diken kimse için bir sadaka (ecri yazılmış) olur» (2).
Hazret-i Peygamberin bu hadîs-i şerifi, Allah'ın emirlerine sada¬katin ve taşanlara,- hayvanlara faydalı olmanın bir çeşit sadaka ol¬duğunu açıkça göstermektedir.
«Kim bir ağaç dikerse Allah Teâlâ o ağaçtan çıkacak meyve mik-darmca o kimseye ecir (vei sevap) yazar». (3), hadîs-i şerifi bu hu¬susu daha açık olarak ifade etmektedir
Ağaç dikmekte vâd olunan ecir ve uhrevî mükâfat ne kadar bü¬yük ise, ağaç kesmekteki tehdid-i Nebevi o nisbette korkunç ve deh-şet vericidir. Şu hadis-i şerife dikkat buyurunuz:

«(Halkın faydalandığı) bir ağacı keseni, Allah başı aşağı cehen¬
neme atar» (4).


Ağaç dikmenin ehemmiyeti çok ilerdedir. İnsan, ne kadar meşgul olsa ve yaşı geçmiş bulunsa bu vazifeyi ihmal etmemelidir. Resûlul-iah Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
«Eğer birinizin elinde (dikeceği) bir hurma fidanı bulunurken kı¬yamet alâmetleri ayağa kalkarsa onu dikecek kadar ayakta durma¬ğa ancak gücü yetse bile o fidanı diksin» (5).
Yaşlı bir adam, ağaç dikmekle meşgul bulunduğu sırada oradan padişah geçiyordu. Bu, iki büklüm olmuş ihtiyarın ağaç dikmesinden memnun kaldığı için kendisiyle konuşmak ihtiyacını duydu ve dedi ki:
«Ey ihtiyar, ağaç dikiyorsun amma meyvesini göreceğini zannet¬miyorum». ihtiyar cevap verdi:

«Biz, dikilmiş bulduk ve yedik; bizden sonrakiler de bizim dikti¬ğimizden yesinler». Bu söz padişahın hoşuna gitti ve bir kese altın verilmesini söylemiş, ihtiyar adam:
«Başkalarının ağaçlan, bir mevsimde bir defa meyve verir, benim ağaç iki defa meyve verdi» demiş. Padişah vezirine bir kese daha al¬tın verilmesini emretmiş, vezir altını ihtiyara verirken padişaha:

"«Bu, gün görmüş ihtiyarın sözlerine hazineler yetişmez» diyerek hükümdarı oradan uzaklaştırmış.

Bir kimse, dikmiş olduğu ağacı sabır ve dikkatle büyütmeli ve meyve verecek hale gelinceye kadar üzerine düşeni yapmalıdır.
Cenab-ı Hak, şu âyet-i kerimelerde ağacın yağmuruna olan: ihtiya¬cını ve yağmurun nebatın yetişmesine nasıl vesile olduğunu bakınız ne beliğ bir üslûp ile açıklamaktadır:

«Hakikat biz o suyu (yağmuru) bol bol döktük. Sonra tonrağî iyi¬den iyi yardık. Bu suretle ondan daneler bitirdik. Üzünı (ler) , yonca (lar), zeytin (ler), hurmalık (lar), ssk ve bol ağaçlı (diğer) bahçeler, meyve (ler) nıer'alar bitirdik. (Bütün bunlan biz) hem sizi hem de davarlarınızı fâidelendirmek için (yaptık)» (6).

(4) Beyhâkl.
(5) Buhârl.
(6) Sûre-i Abese. 25-32.

Yüce mevlâmızın cennetten bahseden âyetleri de hep ağaçlar, -meyveler ve yeşillikleri tasvir etmektedir. Şu halde ağaç iki ciha-•.ı zineti ve saadetidir!.. Alıntı..

5 Ocak 2018 Cuma

Felaketleri Önlemek İçin..

Herhangi bir felakete şahit olan mümin, kıbleye yönünü çevirir,ellerini namazdaki gibi bağlar ve ezan okursa,yahut ezan bilmeyenler şehadet getirirse o felaket rahmete dönüşür..Dolu yağarken yağmur oluşur,yangın kontol altına alınır,kavga varsa sukunet oluşur.Çünkü bu efal şeytanların işini zorlaştırır yahut imkansız hale getirir .Şerri hayra tebdil eder.herkes hayatında bunu test edebilir. Nasılsa sürekli şer etrafımızda kol geziyor.. Ezanın sözleri ve bu sözlerin kısaca mânaları şöyledir:

اللّهُ اَكْبَرُ  اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber.

  اللّهُ اَكْبَرُ  اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber.

 اَشْهَدُ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ  Eşhedü en lâ ilâhe illâllah

  اَشْهَدُ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ Eşhedü en lâ ilâhe illâllah

                            اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدَاً رَسُولُ اللّه  Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدَاً رَسُولُ اللّه  Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah

  حَىَّ عَلَى الصَّلاةِ Hayye ale`s-Salâh  حَىَّ عَلَى الصَّلاةِ  Hayye ale`s-Salâh



   حَىَّ عَلَى الْفَلاحِ Hayye ale`l-Felâh  حَىَّ عَلَى الْفَلاحِ   Hayye ale`l-Felah

اَللّهُ اَكْبَرُ  اللّهُ اَكْبَرُ Allâhu Ekber Allâhu Ekber  لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ  Lâ ilâhe illâllah.
"Allah en büyük ve en yücedir. Allah`tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehâdet ederim. Muhammed`in (asm) O`nun Resûlü olduğuna da şehâdet ederim. Haydin namaza! Haydin kurtuluş ve felâha! Allâh en büyük ve en yücedir. Allah`tan başka hiçbir ilâh yoktur." Öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerinde ezan bu şekilde okunur. Sadece sabah namazında Hayye ale`l-Felâh dendikten sonra iki kere de: Es-Salâtü hayrün mine`n-nevm: Namaz uykudan hayırlıdır, denilir. Bu ilâveyi Peygamberimiz Hz. Bilâl`e emretmiştir. Uyku dünya rahatını, namaz ukbâ saâdetini te`min ettiğinden ve ukba rahatı, dünya rahatından efdal olduğundan böyle denmiştir. Alıntı.

4 Ocak 2018 Perşembe

40 GÜNLÜK RIZK’I EKSİLTİP, YOKSULLUĞA SEBEP OLAN NEDENLER..


1-Günah işlemek : Yani büyük günahlar 76 tane büyük günah vardır  bunlara insan irtikap edince insanın 40 günlük rızkı eksilir.
2- Yalan söyleme: Aslında yalan söylemekte bu 76 tane büyük günahın içine girer fakat insanlar Yalan söylemeyi artık sıradan bir şey saydığı için bunu özel olarak belirtme ihtiyacı duyulmuştur.
3- Çok uyumak: Özellikle sabah namazı vakti ve güneş doğarken uyumak. Çünkü melekler rızkı bu vakitte dağıtırlar eğer kişi uyanık  ise rızkı ayağına gelir eğer uyuyor ise rızkı yeryüzüne saçılır arada bul denir.!!!
4- Çıplak yatmak: insanların bizi çıplak bir vaziyette görmesinden utanırız  peki Allahu teâla ve melekleri insanlardan daha fazla utanılmaya layık değilmidir. Hiç düşündünüz mü sağ ve solumuzda olan  kiramen katibin melekleri her an bizimle ve bizleri gözetliyor Birinin bizleri gözetlediğini ve yaptığımız her şeyi kaydettiğini düşünmemiz gerekmez mi?
5- Ayakta işemek: Erkekler için ; Ayakta işemek  hem prostat gibi hastalıklara neden verir hem Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellemin hadisi şerifinde  Ayakta idrar yapmanın dindeki hükmünü Hz Cabir’ den (r a): gelen bir rivayette ayakta idrar yapmayı yasakladı ” (Sünen-i Tirmizi C:1 Sh 19/20 )Erkeklerin bu kurala fazla uymadığını düşünüyorum!!! DİKKAT DİYELİM.
6- Çıplak olarak işemek: Buda yine 40 günlük rızkın eksilmesinin sebeplerindendir çünkü işenilen yerler yani tuvaletler şeytanların ve cinlerin cirit attığı yerlerdir insanları bu vaziyette gördükleri zaman hemen musallat olurlar.
7- Cünüp iken yemek yemek: cünüpken yemek yemek aynı zamanda mekruhtur insanın temizlikten uzak olduğu için, çünkü temizlik imandandır.
8- Yaslanarak yemek yemek: Çünkü yaslanarak yemek yemek hakkında
 İbnü’I-Kayyım el-Cevzî
Zâdü’l-Meâd isimli eserinde “ittikâ” yani yaslanma kelimesinin:
1)Bağdaş kurarak oturmak,
2) Bir şeye dayanarak oturmak,
3) Sağa veya sola dayanarak oturmak manalarına geldiğini; bu oturuşlardan üçüncüsü mideye zararlı olduğu için, diğer ikisi de zalimlerin oturuşu olduğu için bu oturuşların üçünün de yasaklanmış olduğunu söylemiştir.
9- Ekmek kırıntılarını önemsemeyerek çöpe atma: sofrada dökülen ekmek kırıntıları itina ile toplanıp balkona veya pencere kenarına konarak kuşların yemesi sağlanılabilinir veya yolda caddede ekmek yemek. Yere illaki ekmek kırıntıları dökülür  arkandan gelen insanlarda onlara basarlar ve her bir düşen ekmek kırıntısı için 40 kırk günlük rızkın eksilir.
10- Soğan ve sarımsak kabuklarını ateşte yakmak: Çünkü soğan ve sarımsak kabukları cinlerin paralarıdır yani onlar için bir nimettir dolayısıyla nimet hor görülmüş olur.
11-Anne ve babayı ismiyle çağırmak:Çünkü Yahudi ve hiristiyanlar anne ve babalarına ismiyle hitap ederler Mehmet bey Ayşe hanım gibi veya bay john, madam kate gibi kafirleri taklit olduğundan dolayıda Müslümanlara yasaklanmıştır ve rızkın eksilme sebeplerinden  biri olmuştur.
12- Süpürge, kiprit, herhangi bir ağaç parçası çöpüyle dişleri karıştırmak: Fakat dişler için özel imal edilmiş kürdan, misvakla karıştırmak bunun içine dahil değildir hatta Misvakla dişi misvaklamak sünneti seniyedir.
13- Alimlerin önünden yürümek: Tabiiki bu sadece İslam alimlerini kapsar çünkü alimler peygamberlerin varisleridir {Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223)}
14- Ellerini çamur ile yıkamak:Çünkü insanı çamurdan yaratılmıştır, hayvanlar çamurdan yaratılmıştır  yediğimiz ekmeğimiz aşımız topraktan çıkar yani topraktan yaratılmıştır  işlenip evin eşyalarını yaptığımız kapı pencere demir petrol her şey topraktan çıkar yani topraktan yaratılmıştır dolayısıyla toprağa saygısızlık olduğu için rızkı eksilten sebeplerden olmuştur.
15- Kapıların eşiğinde oturmak: Kapıların eşikleri cinlerin mekan tuttuğu yerlerdir onun için bir kapıdan içeri girerken yani bir eşiğin üzerinden geçerken besmele çekilir.
16- Kapının iki yanından bir tarafa yaslanmak: Geçiş yeri olduğundan dolayı.
17- İşediği yerde yani tuvalette abdest almak: Bu aynı zamanda mekruhturda.
18- Elbisesini üzerinde dikmek: Açıklamasında  tembelliğin alameti olduğu için denmiştir.
19- Tencere ve tabaklara yıkamadan bulaşık olduğu halde yemek koymak veya pişirmek: Bulaşık kaplar mikroptan arı olmaz.
20- Yüzünü elbisesine silerek kurulamak: Terini veya abdestden sonra, çünkü buda pasaklılığın alametlerindendir.
21- Aç iken soğan yemek: mideye zararlıdır, zararlı olan şeyler hastalığa sebep olur hastalıklarda doktora gitmeye neden olur doktora gitmekte cepten paranın çıkmasına neden olur para çıkıncada boştan yere, alacağın iki ekmek parasından birini doktora vermek zorunda kalmış olursun buda rızkının eksilmesi demektir.
22- Evinde örümcek ağı bırakmak: Yine buda pisliğin alametlerindendir, Örümcek ağından kurtulmanın çaresi deve kuşu yumurtasıdır çünkü deve kuşu yumurtasının bulunduğu bölgeyi örümcek terk eder defalarca yapılıp denenmiştir.
23- Sabah namazını mescidde, camide kılınca camiden ilk olarak çıkmak :Günün ilk ibadetinden biran evvel kurtulmaya çalışma iması olduğundan dolayı.
 24- Namazlara karşı gevşek davranmak: Son vaktinde kılmak, namazı son vaktinde kılmak geçme tehlikesi ile karşı karşıya gelmek demektir namazın vaktini geçirmek ise zaten büyük günahtır.
25- Pazara erken girip geç çıkmak: Çünkü pazarlar şeytanların cirit attığı mekanlardır tabii pazarcılar yani Pazar satıcıları hariç.
26- Dilenen fakirden ekmek satın almak: Yani dilendiği parayla ekmek alıp satan kimseden ekmek satın almak ama normal bir yoksuldan alışveriş yapmak ona bir destek olduğu için tasvip edilir.
27- Ana ve babaya beddua etmek: Ana ve babaya kötü duada bulunmak.
28- Kapkacağı açık bırakmak: Çünkü yılın bilinmeyen herhangi bir gününde dünyaya veba hastalığı yağar üstü açık olan yemeklere isabet eder onları yiyince de insanlara geçer.
29- Işığı besmelesiz kapatmak: Besmelesiz kapanan ışığın ceyranından cinler harcarlar.
30- Ateşi üflemek: Mum söndürürken mangal yaparken veya herhangibir ateşi üflemek rızkı eksilten sebeblerdendir. Sıcak yemeği de üflemek mekruhtur bunun bağlantısı da ateşi üflemekten gelir.
31- Kırık tabak, bardak, tarakları  kullanmak: Bunların kırık yerlerine mikroplar yerleşir ve oradan da yemeğe dağılır oda insanların hasta olmasına neden olur peygamberimiz sallallahualeyhi vesellem tarafından nehyedilmiştir. (Buhari- Müslim)
32- Pantolonunu ayakta giymek: Açıklamasında acelecilik olduğu için denilmektedir acelecilikte şeytan işidir.
33- Yemek yerken veya herhangi bir iş yaparken  besmele çekmeden yemek veya yapmak.
34- Cimrilik ve pintilikte bulunmak: cimrilik insanı sadaka ve zekat vermesinden alıkoyar bunlar verilmeyince de insanın başı beladan halas bulmaz, kurtulmaz.
Bütün bunlar insanın 40 günlük rızkının eksilmesine sebeptir yani her biri işlendiği zaman veya işlendikçe insanın 40 günlük rızkı eksilir dolayısıyla insan yoksullaşır, fakirleşir yoksulluk içinde sefalet çeken insanlara bir bakın bu sayılanlardan mutlaka birini veya birkaçını yada hepsini sürekli yapan insanlardır. Uygulanması çokta zor şeyler değil aslında demek ki bazı şeylere biraz daha dikkat etmemiz gerekiyormuş.  Allahuteâla muhafaza etsin Âmîn.. Alıntı.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Dua ederken mukaddesatı vesile yapmak ve “onların hürmetine” diye dua etmek caiz midir?

Dua ederken mukaddesatı vesile yapmak ve “onların hürmetine” diye dua etmek caiz midir? Bazen, "Allah'ım; ezanların yüzu suyu hürmetine, Efendimizin yüzü suyu hürmetine, Kur'an'ın, İslam'ın yüzü suyu hürmetine,.." diyerek dua etmek caizmidir.?

Cevap
Değerli kardeşimiz,
Duada büyükleri vesile yapmak caizdir. Özellikle peygamberleri ve Peygamberimizi (asm) vesilesi yapmak, duanın kabulüne vesiledir. Nitekim ayette,
“Allah ve melekleri, Peygambere çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(1)
buyurularak, bu hususa işaret edilmektedir.
Ayrıca, Hz. Enes (r.a)’tan gelen bir hadiste de Efendimize (asm) getirilen salavatın önemine dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır:
“Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir.”(2)
Bu sebeple duada peygamberler ve fazilet sahibi büyük kişiler, dinen mukaddes sayılanları, sahabeler ve velileri vesile yapılarak, Allah’tan bunların hatırına bir şey istenebilir.
Yalnız günümüzde yapıldığı gibi, türbelerin başına varıp, mum yakmak, tel, çaput, ip bağlamak caiz değildir.
Hz. Ömer’in (r.a) kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas (r.a)’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak;
“Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver.” 
diye dua ettiği nakledilmektedir.
Büyüklerimiz de öteden beri,
“Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...”
diye dua etmişlerdir.
Selam ve dua ile...Alıntı: Sorularla İslamiyet.

31 Aralık 2017 Pazar

Zor durumda kaldığında okunur...

"SÜMMES SEBİLA YESSERAHU" zikri
Zorda mı kaldın? “İşlerin yolunda gitmiyor mu?
Zor durumda kaldığında,maddi ve manevi kapıların kapandığında Rabbine bu Âyet-i Kerimle dua et.
İnşallah seni en kısa zamanda kurtaracakdır.
Abese süresi 20 nci Âyet-i Kerime
Abdestli veya abdestsiz hergün okumayı vird edinenin işleri yoluna girer tecrübe edilmiş zikirlerdir.Günde hiç olmazsa 7 kere okunmalıdır.BİRDE ANLIK OKUMALARI vardır anlık etkiler için.Bu sabır işidir”
“Summes sebîla yesserahu.”
‎ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
Manası: Sonra ona, doğumunu, seçeceği yolu, mutluluğu, hidayeti, çevresinden yararlanmayı kolaylaştırdı.. Alıntı.